ARACI KURUMLARIN SERMAYELERİNE VE SERMAYE YETERLİLİĞİNE İLİŞKİN ESASLAR TEBLİĞİ

(Seri: V, No: 34)

(26/6/1998 tarihli ve 23384 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.)
 
Tebliğ değişikliklerine ilişkin liste:

1- (7/9/2000 tarihli ve 24163 sayılı Resmi Gazete'de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 48 yayımlanmıştır.)
2- (29/6/2002 tarihli ve 24800 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 56 yayımlanmıştır.)
3- (25/10/2002 tarihli ve 24917 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 58 yayımlanmıştır.)
4- (31/12/2003 tarihli ve 25333 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 72 yayımlanmıştır.)
5- (11/6/2008 tarihli ve 26903 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 100 yayımlanmıştır.)
6- (27/8/2011 tarihli ve 28038 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 124 yayımlanmıştır.)(*)
7- (11/7/2013 tarihli ve 28704 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri: V, No: 134 yayımlanmıştır.)
8- (20/3/2015 tarih ve 29301 sayılı Resmi Gazete’de "Aracı Kurumların Sermayelerine ve Sermaye Yeterliliğine İlişkin Esaslar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Seri:V, No:135 yayımlanmıştır.)

Amaç ve kapsam
Madde 1-
Bu Tebliğ'in amacı, 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 31 ve 34'üncü maddeleri çerçevesinde, aracı kurumların sermayelerine ve sermaye yeterliliğine ilişkin esasları düzenlemektir.


Tanımlar
Madde 2-
Bu Tebliğ'de geçen;

Kanun : 3794 sayılı Kanun ile değişik 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nu,
Kurul : Sermaye Piyasası Kurulu'nu,
Aracı Kurum : Kanun'un değişik 30'uncu maddesinde sayılan sermaye piyasası faaliyetlerinden (a) ve (b) bendlerinde belirtilen- lerden en az birinde faaliyet göstermek üzere Kurul'dan yetki belgesi almış kurumları,
Değerleme Günü : Bu Tebliğ uyarınca düzenlenmesi zorunlu raporların düzenleme gününü,
Muhasebe Tebliğleri : Kurul’un 31/1/1992 tarihli ve 21128 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: V, No: 6 sayılı "Aracılık Faaliyetinde Belge ve Kayıt Düzeni Hakkında Tebliğ", 29/1/1989 tarihli ve 20064 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: XI, No: 1 sayılı "Sermaye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğ", 26.7.1989 tarihli ve 20233 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: XI, No: 3 sayılı "Sermaye Piyasasında Ara Mali Tablolara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğ", 29/12/1989 tarihli ve 20387 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Sermaye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğe Ek Tebliğ", 31/1/1992 tarihli ve 21128 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Aracı Kurum Hesap Planı ve Planın Kullanım Esasları Hakkında Tebliğ"ini,
Cari Değer : Mali tablo kalemlerinin bu Tebliğ’in 5’inci maddesinde belirlenen esaslara göre değerlemeye tabi tutulması sonucu bulunan tutarlarını,
Yatırım Yapabilme Derecesi : Borçlanmayı temsil eden sermaye piyasası araçlarının ana para ve faiz ödemelerinin ihraççısı tarafından taahhüt edilen zamanda ve tutarda yapılmama riskinin bir göstergesi olarak, Kurul tarafından belirlenen derecelendirme kuruluşları tarafından verilen dereceleri,
Risk Karşılığı : Pozisyon riski, karşı taraf riski, yoğunlaşma riski ve döviz kuru riski olarak bu Tebliğ hükümleri çerçevesinde hesaplanan tutarın toplamını,
Opsiyon Deltası : Opsiyon sözleşmesinin dayalı olduğu kıymetin cari değerindeki yüzde bir oranındaki değişmenin, opsiyonun sözleşme fiyatında meydana getirdiği yüzde değişmey

ifade eder.

 

(*) Bu Tebliğ hükümleri 31/8/2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
 

BİRİNCİ BÖLÜM
Özsermaye Ve Sermaye Yeterliliği Tabanı
 
Özsermaye
Madde 3-
Aracı kurumların özsermayesi, bu Tebliğ’de getirilen değerleme hükümleri çerçevesinde, değerleme günü itibariyle hazırlanmış bilançolarında yer alan ve aracı kurumun net aktif toplamının ortaklık tarafından karşılanan kısmını ifade eden tutarların yer aldığı grubu oluşturur.
 
Sermaye yeterliliği tabanı
Madde 4-
 Aracı kurumların sermaye yeterliliği tabanı, bu Tebliğ’in 3’üncü maddesi uyarınca hesaplanan özsermayelerinden aşağıda sayılan varlık kalemlerinin indirilmesi suretiyle bulunan tutarı ifade eder:

a) Duran varlıklar;

1) Maddi duran varlıklar (net),
2) Maddi olmayan duran varlıklar (net),
3) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görenler hariç olmak üzere, değer düşüklüğü karşılığı ve sermaye taahhütleri düşüldükten sonra kalan finansal duran varlıklar,
4) Diğer duran varlıklar,

b) Müşteri sıfatı ile olsa dahi, personelden, ortaklardan, iştiraklerden, bağlı ortaklıklardan ve sermaye, yönetim ve denetim açısından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkili bulunulan kişi ve kurumlardan olan teminatsız alacaklar ile bu kişi ve kurumlar tarafından ihraç edilmiş ve borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen sermaye piyasası araçları.
 

(Ek İkinci Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi çerçevesinde yapılacak finansal duran varlıklarla ilgili hesaplamalarda Borsa İstanbul A.Ş. ve İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş.’nde sahip olunan payların nominal tutarları kadar olan bölümü indirime konu edilmez.


(Değişik Üçüncü Fıkra: Seri: V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumların sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan kalemlere ek olarak, aracı kurumların kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin olarak, değerleme günü itibariyle müşteri bazında hesapladıkları müşterilerine karşı yükümlülükleri toplamının %5 i, bu Tebliğin 3 üncü maddesi uyarınca hesaplanan özsermayelerinden indirilir.


(Ek Dördüncü Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Bu madde uyarınca sermaye yeterliliği tabanı olarak hesaplanan tutar; bu Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen asgari özsermaye tutarlarının %60’ından düşük olamaz.

Özsermaye ve sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında kullanılacak değerleme ilkeleri
Madde 5-
Özsermaye ve sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında, aşağıda belirtilen varlıklar ve yükümlülükler bu maddede belirtilen şekilde hesaplanan cari değerleri dikkate alınarak değerlenir:

a) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören sermaye piyasası araçları ve kıymetli madenler:

Geçici olarak iktisap edilen, borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören borçlanma araçları dahil sermaye piyasası araçları ve kıymetli madenler, değerleme gününde ilgili borsalarda oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar veya oranlar üzerinden; gün içinde iki seans uygulanan borsalarda ikinci seansta gerçekleşen ağırlıklı ortalama fiyat veya oranlar üzerinden; borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmekle birlikte değerleme gününde borsalarda alım satıma konu olmayan sermaye piyasası araçları ve kıymetli madenler ise son işlem tarihindeki ağırlıklı ortalama fiyatlar veya oranlar üzerinden,

b) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen uluslararası ticarete konu kıymetli madenler:

Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen uluslararası ticarete konu kıymetli madenler, değerleme günündeki normal alım satım fiyatları üzerinden,

c) Dövizler:

Dövizler, varsa borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda oluşan fiyatlar, bu şekilde oluşan fiyatların bulunmaması halinde ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilen döviz kurları üzerinden, bu şekilde ilan edilmiş bir kuru bulunmayan yabancı paralar, uluslararası piyasalarda oluşan çapraz kurlar dikkate alınarak,

d) (Değişik Bent: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören türev araç sözleşmeleri:

Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile diğer türev araçlar, değerleme günündeki uzlaşma fiyatı veya takas kurumunca belirlenen diğer göstergeler esas alınarak; bu şekilde bir fiyat veya göstergenin bulunmaması halinde, piyasalarda oluşan ağırlıklı ortalama fiyat; böyle bir fiyatın bulunamaması halinde söz konusu sözleşmelerin en son işlem gördüğü günde oluşan ağırlıklı ortalama veya uzlaşma fiyatı; değerleme gününden önceki 5 iş günü içinde yukarıda belirtilen şekilde bir fiyatın elde edilememesi halinde rayiç bedel dikkate alınarak; borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile diğer türev araçlar için ise Kurulun muhasebe standartları uyarınca belirlenen değer ile

e) Borsalarda veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya aktif bir piyasası olan diğer varlıklar ve yükümlülükler:

Yukarıda belirtilenlerin dışında kalmakla beraber, borsalarda veya teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören veya aktif bir piyasası olan diğer varlıklar ve yükümlülükler, değerleme gününde ilgili piyasada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar ve oranlar dikkate alınarak,

f) Alacak ve borçlar:

Vadesi bir aydan daha uzun olup da, yukarıda değerleme hükmü getirilmemiş borçlanma araçları dahil tüm alacak ve borçlar, alacağın veya borcun vadesine en yakın vadeye sahip devlet iç borçlanma senetleri için değerleme gününde borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda oluşan faiz oranlarının ortalaması dikkate alınarak, bileşik faiz esaslarına göre,
Türk Lirası dışındaki bu neviden borç ve alacaklar ise ilgili ülkenin hazinesi tarafından ihraç edilmiş borçlanma araçları için borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda oluşan faiz oranları dikkate alınarak,
değerlemeye tabi tutulur.

 

(Değişik İkinci Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Bu maddede değerleme hükmü getirilmemiş varlıklar veya yükümlülükler, Kurulun muhasebe standartlarında yer alan esaslar çerçevesinde değerlemeye tabi tutulur. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında indirilen kalemler, bu Tebliğde ve Kurulun muhasebe standartlarında yer alan hükümler çerçevesinde değerlemeye tabi tutulmayabilir.


Bu madde uyarınca yapılan değerleme sonucu oluşan farklar dönem karı ile ilişkilendirilir; dönem karı üzerinden ödenmesi gereken vergiler için karşılık ayrılır. Vergi karşılığı, gerçekleşmesi halinde vergi mevzuatı çerçevesinde vergiden muaf veya istisna tutulacak olanlar hariç, tüm gelir unsurları dikkate alınarak ve vergi mevzuatı çerçevesinde gerçekleşmiş kabul edilerek hesaplanır.


Repo ve ters repo işlemlerine ilişkin bu Tebliğ’de belirtilen özel değerleme hükümleri saklıdır.


Bu Tebliğ uyarınca yapılacak hesaplamalarda, işlem tarihleri ve takas tarihleri farklı olan işlemler, takas tarihleri itibariyle dikkate alınır.

Repo ve ters repo işlemlerine ilişkin özel değerleme hükümleri
Madde 6-
Repo ve ters repo işlemi çerçevesinde tahakkuk eden faizler ve bu işleme konu olan sermaye piyasası araçlarının cari değerinde meydana gelen değişmeler, bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde değerlemeye tabi tutulur.


Aracı kurumların yaptıkları her bir  repo işlemindeki satış tutarı ve her bir  ters repo işlemindeki satın alma tutarına, işlem tarihinden değerleme gününe kadar geçen sürede repo ve ters repo işlemindeki hükümler çerçevesinde, bileşik olarak hesaplanmış şekliyle işlemiş faizin eklenmesi suretiyle bulunan tutar,  repo ve ters repo  işleminin sözleşme fiyatıdır.


Repo işlemine konu olan sermaye piyasası aracının bu Tebliğ uyarınca hesaplanmış cari değeri sözleşme fiyatından düşükse, aradaki fark net dönem karından indirilir. Tersi durumda aradaki fark net dönem karına ilave edilir.


Ters repo işlemi nedeniyle aktifte bulundurulan sermaye piyasası araçlarının bu Tebliğ uyarınca hesaplanmış cari değerinin sözleşme fiyatından fazla olması durumunda aradaki fark net dönem karından indirilir. Tersi durumda aradaki fark net dönem karına ilave edilir.


Bu Tebliğ’in 1 numaralı ekindeki tabloda yer alan "repo" ve "ters repo" kalemleri, bu madde uyarınca net dönem karı ile ilişkilendirilen tutarlarının karşılığını oluşturur.

İKİNCİ BÖLÜM
Yükümlülükler
 
Asgari özsermaye yükümlülüğü
Madde 7- 
(Değişik: Seri: V, No 134 sayılı Tebliğ ile) Dar yetkili aracı kurumların 2.000.000 TL, kısmi yetkili aracı kurumların 10.000.000 TL ve geniş yetkili aracı kurumların 25.000.000 TL asgari özsermayeye sahip olması gerekir.


(Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.)


(Değişik: Seri: V, No: 58 sayılı Tebliğ ile) Bu maddeye göre belirlenen asgari özsermaye tutarları, Maliye Bakanlığı'nca ilan edilen yeniden değerleme oranının % 20 sinin altına inmemek kaydıyla her yıl Kurul'ca belirlenir. Aracı kurumlar, belirlenen yeni özsermaye tutarlarını ilgili yılın en geç 6 ncı ayının sonu itibarıyla sağlamak zorundadır.


Ancak bu şekilde hesaplanmış özsermayenin en az % 25 nin ödenmiş veya çıkarılmış sermaye olarak sağlanması zorunludur.
 
Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü
Madde 8-
 Aracı kurumların sermaye yeterliliği tabanları,

a) (Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.)
b) Risk karşılığı,
c) Değerleme gününden önceki son üç ayda oluşan faaliyet giderleri,

kalemlerinin herhangi birinden az olamaz.

Genel borçlanma sınırı
Madde 9- 
Aracı kurumların, bu Tebliğ'in 15 inci maddesi çerçevesinde aracılık yüklenimi nedeniyle oluşan borçları veya taahhütleri, takas kurumlarına ve müşterilere olan borçları dahil, bilançoda yer alan tüm kısa ve uzun vadeli borçları toplamı, sermaye yeterliliği tabanlarının 15 katını aşamaz. Borçların tutarının belirlenmesinde, bunların cari değerleri dikkate alınır.

 
Likidite yükümlülüğü
Madde 10-
 Likidite yükümlülüğü, aracı kurumların en az kısa vadeli borçları kadar bu maddede belirtilen şekilde hesaplanmış dönen varlık bulundurmasını ifade eder.


Bu madde uygulamasında dönen varlıklar, cari değerleri ile dikkate alınır. Ancak sermaye yeterliliği tabanı hesaplamasında indirilen kalemler ile pozisyon riski veya karşı taraf riski % 100 olarak belirlenen kalemler dönen varlık olarak dikkate alınmaz.
 
Sermayenin güçlendirilmesine ilişkin özel hükümler
Madde 11-
 Birden fazla aracı kurumun ilgili mevzuat çerçevesinde birleşme yoluyla oluşturdukları yeni aracı kurumlar ve bir veya birden fazla aracı kurumu devralan aracı kurumlar için aşağıdaki hükümler uygulanır:

a) Bu Tebliğ'in 15 inci maddesinin birinci fıkrasındaki hükümler çerçevesinde, taahhüdün başladığı tarihten satış süresinin sonuna kadar satılamayan sermaye piyasası araçlarında pozisyon riski için % 0,5 oranında karşılık ayrılır.
b) Bu Tebliğ’in 9 uncu maddesinde yer alan genel borçlanma sınırı, sermaye yeterliliği tabanının 30 katı olarak uygulanır.
c) (Değişik Bent: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Kurulumuzun sermaye piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ile ödünç alma ve verme işlemleri ile ilgili düzenlemeleri uyarınca belirli bir anda kullandırdıkları kredilerin toplam tutarı ile müşterileri ve/veya kendi hesaplarına açığa sattıkları hisse senetlerinin değerinin toplamı, özsermayenin 4 katı, bir müşteriye açılabilecek kredi tutarı ise özsermayenin %30’u olarak uygulanır.

(Değişik İkinci Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Şu kadar ki bu aracı kurumlar devir ve birleşmeyi takiben birinci fıkrada belirtilen şartlardan yararlanabilirler.  Ancak, bu şartların devamı için hukuken devir ve birleşmenin tamamlandığı tarihi izleyen bir yıl sonunda, 4.500.000 TL tutarında özsermayeye, iki yıl sonunda 9.000.000 TL tutarında özsermayeye sahip olmaları zorunludur. 9.000.000 TL tutarında özsermayeye sahip olan aracı kurumlar için de yukarıdaki (a), (b) ve (c) bendlerinde belirtilen hükümler uygulanır.


(Değişik Üçüncü Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) 4.500.000 TL tutarında özsermayeye sahip olan aracı kurumlar için, bu maddenin (a) bendindeki pozisyon riski oranı %1, (b) bendindeki borçlanma sınırı 20 kat, (c)  bendindeki belirli bir anda kullandırdıkları kredilerin toplam tutarı ile müşterileri ve/veya kendi hesaplarına açığa sattıkları hisse senetlerinin değerinin toplam tutarına ilişkin oran 3 kat, bir müşteriye açılabilecek kredi tutarı ise özsermayenin %20’si olarak uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Risk Karşılığı
 
Risk Karşılığı
Madde 12-
 Aracı kurumlar, gerek bilançoda gerekse bilanço dışında izlenen kalemler ile ilgili olarak bu Tebliğ’de ve 1 numaralı ekinde belirtilen oranlar çerçevesinde risk karşılığı hesaplarlar. Risk karşılığı, pozisyon riski, karşı taraf riski, yoğunlaşma riski ve döviz kuru riski olarak bu Tebliğ hükümleri çerçevesinde hesaplanan tutarların toplamını ifade eder.
 
Pozisyon riski
Madde 13-
 Pozisyon riski; varlıkların ihraçcısından veya bu varlıkların işlem gördüğü piyasalarda oluşan fiyat dalgalanmaları ile alacak ve borçların cari değerlerindeki değişmelerden  kaynaklanan riskleri ifade eder. Aracı kurumlar bu risk için  Tebliğ’in 1 numaralı ekindeki tabloda belirtilen oranlarda, bu Tebliğ’de belirtilen özel hükümleri de dikkate alarak karşılık hesaplarlar. Pozisyon riski hesaplamalarında, hesaplama yapılacak varlık ve yükümlülüklerin net pozisyonu dikkate alınabilir.


(Değişik İkinci Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Pozisyon riski, aracılık yüklenimi çerçevesinde satın alınanlar dahil sermaye piyasası araçları, borçlar ve alacaklar, altın ve kıymetli madenler, dövizler, vadeli işlemlere konu emtia, opsiyon ve vadeli işlem sözleşmeleri ile diğer türev araçlar, ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler, repo sözleşmesi çerçevesinde satılan sermaye piyasası araçları için hesaplanır. Ters repo işlemi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplanmaz.


Pozisyon riski, sermaye yeterliliği tabanı hesaplanmasında özsermayeden tamamı indirilen kalemler için hesaplanmaz.
 
Net pozisyon
Madde 14-
Net pozisyon, aracı kurumların sermaye piyasası aracı, döviz, kıymetli maden gibi yükümlülüklerinin aynı cinsten olmak üzere varlıklar içerisinde yer alması durumunda, bunların birbirlerinden mahsup edilmesi sonucunda bulunan tek kalem varlık veya borcu ifade eder. Aracı kurumların net pozisyon hesaplaması yapması ihtiyaridir.


Pozisyon riski, mahsup sonucu bulunan tutarın aktif veya pasif karakterli olduğuna bakılmaksızın bu şekilde belirlenmiş tutarlar üzerinden hesaplanır.


Net pozisyon, ilgili kalemlerin bu Tebliğ’de öngörülen şekilde değerlenmiş tutarları dikkate alınarak hesaplanır.


Net pozisyon hesaplamasının yapılması, karşı taraf, yoğunlaşma ve döviz kuru riski için ayrıca karşılık ayrılmasını engellemez.


Ters repo işlemi ile alınan sermaye piyasası araçlarının repoya konu edilmesi durumunda, repo ve ters repo vadelerinin aynı olması şartıyla, repoya konu sermaye piyasası araçları için net pozisyon hesaplaması yapılabilir. Bu hesaplamada repo ve ters repoya konu sermaye piyasası araçlarının cari değerleri esas alınır.


(Değişik Altıncı Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde  ve diğer türev araçlarda net pozisyon hesaplamalarına ilişkin özel hükümler saklıdır.
 

Aracılık yükleniminde pozisyon riski
Madde 15-
Pozisyon riskinin hesaplanmasında, aracılık yüklenim sözleşmesindeki hükümler çerçevesinde, ilgili sermaye piyasası araçlarının  belirli bir fiyattan satın alma taahhüdünün başladığı gün itibariyle, aracılık yüklenimi çerçevesinde satın alınması taahhüt edilen sermaye piyasası araçları varlık, bunlar karşılığında ödenmesi taahhüt edilen tutarlar ise yükümlülük olarak dikkate alınır. Bu tarih, yüklenim karşılığında ödemenin yapılacağı zamandan bağımsız olarak, aracılık yüklenim sözleşmesindeki hükümler çerçevesinde, ilgili sermaye piyasası aracının geri dönülemez olarak satın alınmasının taahhüt edildiği zaman olarak belirlenir. Pozisyon riski hesaplamasında bakiyeyi yüklenim, tümünü yüklenim gibi işleme tabi tutulur. En iyi gayret aracılığında, sözleşmeye konu varlık ve yükümlülükler bir bilanço kalemi olarak dikkate alınmaz.


Bu maddenin birinci fıkrasındaki hükümler çerçevesinde taahhüdün başladığı tarihten satış süresinin sonuna kadar satılamayan sermaye piyasası araçlarında pozisyon riski için % 2 oranında karşılık ayrılır.
 

Satış süresi bittikten sonra sermaye piyasası araçlarının satılamayan kısmı için aşağıda yer alan oranlarda pozisyon riski hesaplanır:
Satış süresini takip eden;

a) İlk günde % 10,
b) 2 nci ve 3 üncü günlerde % 25,
c) 4 üncü günde % 50,
d) 5 inci günde % 75,
e) 6 ncı ve sonraki günlerde % 100.

 

İlgili sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmeye başlaması durumunda, yukarıdaki süre ve oranlar dikkate alınmadan, pozisyon riski için Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan tablodaki oranlar üzerinden  karşılık hesaplanır.

 
Halka arza aracılık faaliyeti dışında, halka arz edilen sermaye piyasası araçları satın alındığı takdirde, söz konusu araçlar için pozisyon riski, bu maddede belirtilen süreler ile sınırlı olarak, yukarıda belirtilen oranlar üzerinden hesaplanır.

Saklama hizmetinde pozisyon riski
MADDE 15/A-
(Ek madde: Seri: V, No: 134 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumların portföy saklama hizmeti dahil olmak üzere saklama hizmeti sundukları sermaye piyasası araçlarının toplam değerinin 0,001’i (binde biri) oranında pozisyon risk karşılığı hesaplanır. Bu hesaplamada, halka açık şirketlerin halka kapalı kısımlarına ilişkin müşteriler adına saklanan ve müşteriler tarafından bloke konulan paylar dikkate alınmaz.

 
Türev araç sözleşmelerinde pozisyon riski
MADDE 16-
(Değişik, Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumların türev araç sözleşmelerindeki pozisyonları ile ilgili olarak bu maddede belirtilen şekilde pozisyon riski hesaplanır.

a) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören vadeli işlem sözleşmeleri, kısa pozisyon opsiyon sözleşmeleri ve diğer türev araç sözleşmeleri için takas kurumuna verilmiş teminatlar kadar,

b) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen vadeli işlem sözleşmeleri ve diğer türev araç sözleşmeleri için, sözleşmeye dayanak teşkil eden varlık veya göstergelerin cari değerleri üzerinden bu Tebliğin 1 numaralı ekinde söz konusu varlıklar için öngörülmüş oranlar uygulanmak suretiyle,

pozisyon riski hesaplanır.
 

Birinci fıkrada belirtilmeyen kısa ve uzun pozisyon opsiyon sözleşmelerinde, sözleşmeye konu varlıkların cari değerinin opsiyonun deltası ile çarpılması suretiyle bulunan tutar üzerinden ilgili varlıklar için bu Tebliğin 1 numaralı ekinde öngörülen oranda pozisyon riski hesaplanır. Şu kadar ki, uzun pozisyon opsiyon sözleşmeleri için hesaplanan pozisyon riski, opsiyonun priminden daha fazla olamaz.
 

Varantların pozisyon riski karşılığı opsiyonlarla ilgili hükümler esas alınarak hesaplanır.
 

Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile diğer türev araçlarla ilgili olarak bu Tebliğde öngörülen şekilde net pozisyon hesaplaması yapılabilir. Bu hesaplamalarda, vadeli işlem sözleşmesi ile diğer türev araç sözleşmelerine konu olan varlıkların cari değeri; opsiyon sözleşmelerine konu varlıkların ise cari değerinin delta oranları ile çarpılması suretiyle bulunan tutarı dikkate alınır.

Karşı taraf riski
Madde 17-
Karşı taraf riski, karşılığında yeterli teminat bulunmadan borç verilmesi, diğer taahhütlerde bulunulması, varlıkların ödünç, emanet veya teminat olarak tevdi edilmesi gibi nedenlerle, varlıkların geri alınmasında ortaya çıkan riskleri ifade eder. Aracı kurumlar bu riskler için bu Tebliğ’de belirtilen şekilde karşılık hesaplarlar. Karşı taraf riski müşterilerden emanet olarak alınmış varlıkların yukarıdaki şekilde tevdi edilmesi durumunda da hesaplanır.


Karşı taraf riski, teminat açığı dikkate alınarak hesaplanır. Teminat açığı, bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen karşı taraf riski hesaplamalarına konu varlık ya da taahhüdün cari değerinin, teminat olarak karşı taraftan alınan varlıkların cari değerlerinin, bu Tebliğ’de öngörülen pozisyon riski kadar azaltılmış tutarından fazla olan kısmı olarak hesaplanır. Bu Tebliğ’de teminat olarak kabul edilen varlıklar dışında kalan varlıklar teminat olarak kabul edilmezler. Banka teminat mektubu gibi pozisyon riski hesaplamalarına konu olmayan araçların teminat olarak alınması durumunda bunlar üzerinden ayrıca bir indirim yapılmaz. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında tamamı indirilen kalemler için karşı taraf riski hesaplanmaz.


Teminat açığı her bir kişi veya kurum bazında hesaplanır. Aracı kurumların kurucusu veya yöneticisi olduğu yatırım fonları ile ilgili işlemlerde ortaya çıkan teminat açığı için karşı taraf riski hesaplanmaz.


Teminat açığının  belirlenmesinde, alacaklar ve teminatlar müşteriler itibariyle ayrı ayrı dikkate alınır; bir müşteri varlığı, başka bir müşteriden olan alacağın teminatı olarak değerlendirilemez.


Karşı taraf riski hesaplamasında Bu Tebliğ’in 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinde belirtilen özel hükümler dikkate alınır.
 
Karşı taraf riski için karşılık ayrılması
Madde 18-
Türkiye’de kurulmuş bankalar, aracı kurumlar, sigorta şirketleri, yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarından olan alacaklar nedeniyle oluşan teminat açığının %5 i, yurt içinde ve yurt dışında kurulmuş olan takas kurumları ve merkez bankaları ile yapılan işlemler nedeniyle oluşan teminat açığının %(0) ı karşı taraf riski olarak dikkate alınır.


Bu maddenin ilk fıkrası dışında kalan kişi ve kuruluşlar için bu oran %100 olarak uygulanır.


Yurt dışında kurulmuş olup da ihraç ettiği sermaye piyasası araçları uluslararası kabul gören derecelendirme şirketlerinden yatırım yapabilme derecesi almış olan mali kuruluşlardan alacaklar nedeniyle oluşan teminat açığı ile ilgili olarak,  bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen bankalar, aracı kurumlar, sigorta şirketleri, yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları için öngörülen oran uygulanır. Bu fıkrada belirtilenler dışında kalan yurt dışında kurulmuş kuruluşlarla ilgili olarak ortaya çıkan teminat açığının %100 ü oranında karşı taraf riski hesaplanır.
 
Menkul kıymetlerin ödünç alma ve verme işlemlerinde karşı taraf riski
Madde 19-
Her bir menkul kıymet ödünç verme işleminde, ödünç verilen menkul kıymetin cari değerinin, alınan teminatların cari değerinden büyük olması durumunda aradaki fark ile her bir menkul kıymet ödünç alma işleminde verilen teminatların cari değerinin, ödünç alınan menkul kıymetlerin cari değerinden büyük olması durumunda aradaki fark teminat açığı olarak hesaplanır. Bu tutar üzerinden bu Tebliğ’in 18’inci maddesindeki hükümler çerçevesinde karşılık ayrılır.

Repo ve ters repo işlemlerinde karşı taraf riski
Madde 20-
Her bir repo işleminde repo konusu sermaye piyasası aracının cari değerinin, reponun sözleşme fiyatından fazla olan kısmı  ve her bir ters repo işleminde de ters reponun sözleşme fiyatının, ters repo konusu sermaye piyasası aracının cari değerinden fazla olan kısmı teminat açığı olarak dikkate alınır. Bu tutar üzerinden bu Tebliğ’in 18 inci maddesindeki hükümler çerçevesinde karşılık ayrılır.


Repo işlemi çerçevesinde satılan sermaye piyasası araçlarının aracı kurumun emanetinde bırakılması durumunda karşı taraf riski hesaplanmaz.
 
Teminatlar
Madde 21-
Bu Tebliğ çerçevesinde teminat olarak kabul edilebilecek varlıklar, bu Tebliğ’in 17’nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen işlemler nedeniyle karşı taraftan alacakların tahsil edilmesi veya varlıkların geri alınması çerçevesinde hemen veya ihtarname keşidesi gibi belirli hukuki prosedürlerin tamamlanmasını takiben aracı kurum tarafından kullanılabilecek durumda bulunması kaydıyla:

a) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören sermaye piyasası araçları,
b) Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görsün veya görmesin devlet tahvili, hazine bonosu gibi kamu menkul kıymetleri,
c) (Değişik bent, Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Yatırım fonu katılma payları,
d) Varlığa dayalı menkul kıymet, banka bonosu ve banka garantili bono,
e) Hazine Müsteşarlığı’nca belirlenen rafineriler tarafından işlenmiş ve uluslararası ticarete konu olan altın ve diğer kıymetli madenler,
f) Nakit, konvertibl yabancı para ve banka teminat mektubundan

ibarettir.
 

Bu varlıklar, cari değerleri üzerinden bu Tebliğ’de belirtilen şekilde pozisyon riski kadar karşılık düşüldükten sonra kalan tutarları itibariyle dikkate alınırlar.

Yoğunlaşma riski
Madde 22-
Yoğunlaşma riski, aracı kurumun belirli bir varlık veya yükümlülüğünün, sermaye yeterliliği tabanının önemli bir oranını oluşturması halindeki riski ifade eder.

 

Bir ihraçcıya ait sermaye piyasası araçlarının veya bir kişi veya kurumdan olan alacak toplamının veya bu Tebliğ uyarınca pozisyon riski hesaplanması öngörülen kalemlerin herhangi birisinin sermaye yeterliliği tabanının;

a) % 40 ını aşması ve % 60 ına kadar olması halinde, aşan kısım için bu Tebliğ’in 1 numaralı ekinde pozisyon riski için öngörülen oranın 3 katı,
b) % 60 ını aşması ve % 80 ine kadar olması halinde, aşan kısım için bu Tebliğ’in 1 numaralı ekinde pozisyon riski için öngörülen oranın 4 katı,

c) % 80 ini aşması ve % 100 üne kadar olması halinde, aşan kısım için bu Tebliğ’in 1 numaralı ekinde pozisyon riski için öngörülen oranın 5 katı,
d) % 100 ünü aşması ve % 250 sine kadar olması halinde, aşan kısım için bu Tebliğ’in 1 numaralı ekinde pozisyon riski için öngörülen oranın 6 katı,
e) % 250 sini aşması halinde, aşan kısım için bu Tebliğ’in 1 numaralı ekinde pozisyon riski için öngörülen  oranın 9 katı,
kadar ayrıca yoğunlaşma riski için karşılık ayrılır.

Bu maddenin uygulanmasında, birlikte hareket eden kişi ve kurumlardan olan alacaklarla, birbirleri ile sermaye, yönetim ve denetim bakımından ilişkili kurumların ihraç ettiği sermaye piyasası araçları topluca dikkate alınır.


Halka arz süresi ve bu süreyi takip eden 6 gün içerisinde, aracılık yüklenimi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için yoğunlaşma riski hesaplanmaz.


Yoğunlaşma riskinin hesaplanmasında varlıkların net pozisyonu dikkate alınabilir. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamasında tümüyle indirilen kalemler için ayrıca yoğunlaşma riski hesaplanmaz.
 
Ayrılabilecek azami risk karşılığı
Madde 23-
Bir kalemle ilgili olarak hesaplanan risk karşılıklarının toplamı, ilgili kalemin cari değerinden fazla olamaz.

Döviz kuru riski
Madde 24-
(Değişik birinci fıkra: Seri: V, No: 124 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumların döviz kuru riski her bir döviz cinsi itibariyle hesaplanacak net açık pozisyonlarının toplamından oluşur. Dövizle ilgili net açık pozisyon aşağıdaki şekilde hesaplanır:

a) Vadelerine bakılmaksızın, her bir döviz cinsi itibariyle varlıklardan yükümlülüklerin düşülmesiyle bulunan tutarlar,
b) Vadelerine bakılmaksızın, her bir döviz cinsi itibariyle vadeli işlem sözleşmeleri ve benzeri diğer sözleşmeler ile kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçevesinde tutulmakta olan açık uzun ve kısa pozisyonların netleştirilmesi sonucu bulunan tutarlar,
c) Döviz üzerine düzenlenmiş opsiyon sözleşmelerinin cari değerinin, opsiyonun deltası ile çarpılması sonucu bulunan tutarlar.

 

(Değişik ikinci fıkra: Seri: V, No: 124 sayılı Tebliğ ile) Bu maddenin birinci fıkrasında yapılan hesaplamalar sonucunda her bir döviz cinsi itibari ile bulunan açık pozisyonlar Tebliğin 5 inci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde Türk Lirasına çevrilir. Döviz cinsine bakılmaksızın pozisyonlar uzun ve kısa olmak üzere ayrı ayrı toplanır. Döviz kuru riski hesaplamalarında, söz konusu net açık uzun ve net açık kısa pozisyon toplamından büyük olan tutar dikkate alınır. Bu şekilde bulunan toplamın aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanının %2 sini aşması halinde, aşan kısmın %8 i döviz kuru riski olarak dikkate alınır.


Döviz kuru riski hesaplamaları, bu hesaplamaya konu varlıklar ile ilgili olarak yapılan risk hesaplamalarına ilave olarak ayrıca yapılır. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında tamamı indirilen varlıklar döviz kuru riski hesaplamalarında dikkate alınmaz.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Hesaplama Günü, Kurula Bildirim, Bağımsız Denetim ve Yükümlülüklere Aykırılıklar
 
Hesaplama günü ve Kurul’a bildirim yükümlülüğü
Madde 25-
(Değişik Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumlar, bu Tebliğde öngörülen risk karşılığını, bu Tebliğin 1 numaralı ekinde yer alan Risk 
Karşılıkları Hesaplama Tablosunu; özsermaye ve sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünü, Tebliğin 2 numaralı ekinde yer alan Sermaye Yeterliliği Tabanı Hesaplama Tablosunu; likidite yükümlülüğünü Tebliğin 3 numaralı ekinde yer alan Likidite Yükümlülüğü Hesaplama Tablosunu; döviz kuru riskini Tebliğin 6 numaralı ekinde yer alan Döviz Kuru Riski Hesaplama Tablosunu kullanarak hesaplarlar. Bu tablolar bu Tebliğe ve bu Tebliğin 4 numaralı ekindeki açıklamalara uygun olarak hazırlanır.
 

Aracı kurumlar söz konusu tabloları, Kurul’ca belirlenen hesaplama periyodunda hazırlamak, öngörülen süre içinde Kurul’a göndermek ve merkezlerinde dosyalamak zorundadır. Sermaye yeterliliği tabanının, özsermayenin veya likidite yükümlülüğünün bu Tebliğ’de belirtilen asgari tutarların altında kalması veya borçlanma oranının bu Tebliğ’de öngörülenden fazla olması durumunda, söz konusu tablolar Kurul’ca belirlenen süre beklenmeksizin, derhal Kurul’a iletilir.


Kurul, bu Tebliğ’de yer alan yükümlülüklerle ilgili tabloların hesaplama ve Kurul’a gönderilme zamanını değiştirebilir.


Kurul, gerekli görmesi halinde, yükümlülüklerinden bir ya da daha fazlasını karşılayamadığı tespit edilmiş olan aracı kurumlardan, bu Tebliğ uyarınca hesaplanarak Kurul'a bildirilmesi öngörülen tabloları daha sık periyodlarda talep edebilir.
 

Aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, her ay sonu itibariyle Kurul’ca belirlenen hesap detayında hazırlayacakları aylık mizanlarını, aracı kuruluş ve portföy yönetim şirketleri ise bu Tebliğ’in 5 numaralı ekinde yer alan tablolarını, Tebliğ’in Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten sonraki her ayı takip eden beş işgünü içinde Kurul’a gönderirler.

Tabloların bağımsız denetimi
Madde 26-
(Değişik birinci fıkra: Seri: V, No: 56 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumlar mali tablolarını denetlemekle yükümlü bağımsız denetleme kuruluşlarından, altışar aylık ara dönem ve yıl sonu itibarıyla hazırlayacakları risk karşılığı, sermaye yeterliliği tabanı ve likidite yükümlülüğü hesaplama tablolarının, bu Tebliğde getirilen hükümlere uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin görüş almak zorundadırlar. Bu görüşler, her dönemi takip eden 5 iş günü içinde Kurul’a gönderilir. Ayrıca, bağımsız denetimden geçmiş yıllık mali tablolar esas alınarak hazırlanan sermaye yeterliliği tablolarına ilişkin bağımsız denetim raporları Seri: XI, No: 1 sayılı Sermaye Piyasasında Mali Tablo ve Raporlara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında Tebliğin 48 inci maddesinde belirtilen süre içinde, bağımsız denetimden geçmiş ara mali tablolar esas alınarak hazırlanan sermaye yeterliliği tablolarına ilişkin bağımsız denetim raporları ise Seri: XI, No: 3 sayılı Sermaye Piyasasında Ara Mali Tablolara İlişkin İlke ve Kurallar Hakkında  Tebliğin 10 uncu maddesinde belirtilen süre içinde Kurul’a gönderilir. Kurul gerekli gördüğünde söz konusu tabloların tüm aracı kurumlar veya belirli aracı kurumlar itibarıyla daha kısa aralıklarla bağımsız denetlemeye tabi tutulmasını isteyebilir.(*)


Bağımsız denetim kuruluşlarınca tablolar hakkındaki görüşün oluşturulmasında ve buna ilişkin sözleşmelerin yapılmasında, Kurul’un 4/3/1996 tarihli ve 22570 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: X, No: 16 sayılı "Sermaye Piyasasında Bağımsız Denetim Hakkında Tebliğ"indeki hükümlere uyulur. 
 

(*) Seri: V, No: 56 sayılı Tebliğin Geçici 1 inci maddesi ile: Aracı kurumların altışar aylık ara dönemler itibarıyla hazırlayacakları risk karşılığı, sermaye yeterliliği tabanı ve likidite yükümlülüğü hesaplama tablolarının bağımsız denetime tabi tutulması 30/06/2003 tarihinden itibaren başlanacağı hükme bağlanmıştır.


Yükümlülüklere Aykırılıklar
Madde 27-
Bu Tebliğin 25 inci maddesi uyarınca tablolarını belirtilen süreler içinde Kurul’a göndermeyen aracı kurumlar için Kanun’un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin 5 inci alt bendi ve Kurul’un 1/3/1995 tarih ve 22217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: V, No: 19 sayılı "Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği"nin 57 nci maddelerindeki hükümler uygulanır.


Asgari özsermaye, sermaye yeterliliği tabanı ve likidite yükümlülüklerinden herhangi birini karşılayamayan veya borçlanma sınırını aşan aracı kurumlar hakkında, Kurul’un Seri: V, No: 19 sayılı "Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar

Tebliği"nin 57’nci maddesindeki hükümler çerçevesinde bu Tebliğ’in 28, 29 ve 30’uncu maddelerindeki hükümler uygulanır.
 

Kurul, aracı kurumun mali durumunu veya birden fazla yükümlülüğün birlikte sağlanamamasını dikkate alarak, söz konusu maddelerde belirtilen süreleri kısaltabilir veya belirtilen sürelere ve oranlara bağlı olmaksızın aracı kurumların faaliyetlerini geçici olarak durdurabilir veya yetki belgelerini iptal edebilir.

Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğüne aykırılık
Madde 28-
(Değişik Fıkra: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Sermaye yeterliliği tabanının bu Tebliğin 4 üncü maddesinin son fıkrası ile 8 inci maddesinde öngörülen tutarın altında gerçekleşmesi durumunda aşağıda belirtilen tedbirler uygulanır:

a) Sermaye yeterliliği tabanının bu Tebliğ’de öngörülen tutarın altında fakat %75 i ve daha fazlası olması halinde, aracı kuruma söz konusu eksikliğin yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 30 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü süre verilir.
b) Sermaye yeterliliği tabanının, bu Tebliğ’de öngörülen tutarın %75’inden az fakat %40 ı ve daha fazlası olması halinde, aracı kuruma söz konusu eksikliğin yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 10 işgünü süre verilir.
c) Sermaye yeterliliği tabanının, bu Tebliğ’de öngörülen tutarın %40 ından az olması halinde, aracı kuruma 10 işgünü süre verilir.

Verilen bu süre zarfında, sermaye yeterliliği tabanını bu Tebliğ’de öngörülen düzeye getirmeyen aracı kurumların faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Sermaye yeterliliği tabanının, yıl içinde birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bendlerinde belirtilen sayıdan daha fazla olmak üzere asgari tutarın altına düşmesi durumunda aracı kurumlara ayrıca süre verilmez; faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Sermaye yeterliliği tabanının, bu Tebliğin 8 inci maddesinde öngörülen asgari tutarın altına, yıl içinde birden fazla ve farklı oranlarda düşmesi durumunda verilecek süre, sermaye yeterliliği tabanının gerçekleştiği en düşük oranın, birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen oranlar içinde karşılık geldiği hal dikkate alınarak belirlenir ve önceki eksikliklerin bu oran üzerinden gerçekleştiği varsayılır.

Borçlanma sınırlarına uyulmaması
Madde 29-
 Aracı kurumun borçlarının sermaye yeterliliği tabanına oranının, bu Tebliğ’de belirtilen oranlardan fazla olması durumunda aşağıdaki tedbirler uygulanır:

 

Borçların, sermaye yeterliliği tabanının 15 katından;

a) %30 oranına kadar fazla olması halinde, aracı kuruma söz konusu aykırılığın yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 30 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü süre verilir.
b) %30 ile %100 oranı arasında fazla olması halinde, aracı kuruma söz konusu aykırılığın yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 10 işgünü süre verilir.
c) %100 oranında veya üzerinde fazla olması halinde, aracı kuruma 10 işgünü süre verilir.

 

Verilen bu süre zarfında, borçlanma sınırlarını bu Tebliğ’de öngörülen düzeye getirmeyen aracı kurumların faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Borçlanma sınırlarının, yıl içinde ikinci fıkranın (a), (b) ve (c) bendlerinde belirtilen sayıdan daha fazla olmak üzere aşılması durumunda aracı kurumlara ayrıca süre verilmez; faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Borçlanma sınırının yıl içinde birden fazla farklı oranlarda aşılması durumunda verilecek süre, en yüksek aşımın olduğu hal dikkate alınarak belirlenir ve önceki aşımların bu oran üzerinden gerçekleştiği varsayılır.
 
Likidite yükümlülüğüne aykırılık
Madde 30-
 Aracı kurumların likidite yükümlülüklerini bu Tebliğ’de belirtilen şekilde sağlamamaları durumunda aşağıda yer alan tedbirler uygulanır.

a) Likidite oranının 1’den az ve 0.8 veya daha fazla olması halinde, aracı kuruma söz konusu aykırılığın yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 30 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü süre verilir.
b) Likidite oranının 0.8’den az ve 0.5 veya daha fazla olması halinde, aracı kuruma söz konusu aykırılığın yıl içinde ilk kez gerçekleşmesi durumunda 20 işgünü, ikinci kez gerçekleşmesi durumunda 10 işgünü süre verilir.
c) Likidite oranının 0.5’den az olması halinde, aracı kuruma 10 işgünü süre verilir.

 

Verilen bu süre zarfında, likidite yükümlülüklerini bu Tebliğ’de öngörülen düzeye getirmeyen aracı kurumların faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Likidite yükümlülüklerinin, yıl içinde birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bendlerinde belirtilen sayıdan daha fazla olmak üzere sağlanamaması durumunda aracı kurumlara ayrıca süre verilmez; faaliyetleri geçici olarak durdurulur veya yetki belgelerinin bir kısmı veya tamamı iptal edilir. Likidite yükümlülüğünün yıl içinde birden fazla farklı oranlarda sağlanamaması durumunda verilecek süre, söz konusu oranın en düşük olduğu hal dikkate alınarak belirlenir ve önceki aykırılıkların bu oran üzerinden gerçekleştiği varsayılır.
 
Bilanço dışı işlemler
Madde 31-
Aracı kurumların aktif varlıkları üzerinde, ipotek de dahil olmak üzere her türlü takyidat tesis edilmesi ve aracı kurumlarca başkasının borcunu taahhüt edici işlemlerde bulunulması halinde, bu işlemler Kurul tarafından bu Tebliğe ilişkin düzenlemelerde ayrıca dikkate alınır.

Teminat mektubu ve nakit blokajı (*)
Madde 32–
(Değişik: Seri: V, No: 100 sayılı Tebliğ ile) Aracı kurumların sermaye yeterliliği tabanının, bu Tebliğ'in 8 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklerin altına düşmesi halinde, bu eksikliklerin giderilmesi için şekli ve içeriği Kurul'ca belirlenen teminat mektubu veya nakit blokajı kullanılabilir.


(Değişik: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Teminat mektubu, sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün yerine getirilmesine kadar, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş.'nde bloke edilir. Ancak teminat mektubunun  blokaj süresi 3 ayı geçemez. Aracı kurumlarca sermaye yeterliliği taban açığının kapatılması amacıyla işlemlere başlanmış olmakla birlikte söz konusu işlemlerin aracı kurumlardan kaynaklanmayan nedenlerle 3 aylık süre içerisinde tamamlanamaması halinde, aracı kurumların başvurularına bağlı olarak söz konusu süre 3 ay daha uzatılabilir.

(*) 32 inci maddenin başlığı; Seri: V, No: 100 sayılı Tebliğ ile değiştirilmiş olup, değişiklik metne işlenmiştir.

BEŞİNCİ BÖLÜM
Kaldırılan Hükümler, Yürürlük Ve Yürütme
 
Kaldırılan Hükümler
Madde 33–
a) 31/7/1992 tarihli ve 21301 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: V, No: 7 sayılı Menkul Kıymetlerin Geri Alma Veya Satma Taahhüdü İle Alım Satımı Hakkında Tebliğ’in 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 1/3/1995 tarihli ve 22217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: V, No: 19 sayılı Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği’nin 9 uncu maddesinin (a) bendi, 10 uncu maddesinin (a) bendi, 11 inci maddesinin birinci fıkrası ile 8/1/1994 tarihli ve 21812 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Seri: V, No: 12 sayılı Aracı Kuruluş, Portföy Yönetim ve Yatırım Danışmanlığı Şirketlerinin Kurula Gönderecekleri Tablolara İlişkin Esaslar Tebliği yürürlükten kaldırılmıştır.

 

b) 1/3/1995 tarihli ve 22217 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Seri: V, No: 19 sayılı Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği'nin 44 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
 
Geçici Madde 1– Aracı kurumların  aktiflerinde bulunan gayrimenkuller, sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında 1/1/2000 tarihine kadar % 0 olarak dikkate alınır. Gayrimenkuller Kurul’un muhasebe tebliğleri çerçevesinde değerlemeye tabi tutulur.
 
Geçici Madde 2– Bu Tebliğ’in yürürlük tarihini takip eden ilk ayın sonundan başlamak üzere aracı kurumlarca 25 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen tablolar, ay sonları itibariyle hazırlanır ve her ayı takip eden beş işgünü içinde Kurula gönderilir.
 
Yürürlük
Madde 34–
Bu Tebliğ’in 25 inci maddesinin 5 inci fıkrası ve 33 üncü maddesinin (a) bendi yayımı tarihinde, 33 üncü maddesinin (b) bendi ile diğer maddeleri 30/9/1998 tarihinde yürürlüğe girer.
 
Yürütme
Madde 35–
Bu Tebliği Sermaye Piyasası Kurulu yürütür.

Ek:4

TEBLİĞ’İN UYGULAMASI İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

I. Genel açıklama
 

Bu ekte, Tebliğ’in hükümlerinin anlaşılmasına yönelik açıklamalara yer verilmektedir. Bu açıklamalar, Tebliğ’in hükümlerini değiştirmemekte ve yeni hükümler getirmemektedir. Bu çerçevede, bu ekteki açıklamalar ile Tebliğ hükümlerinin farklı olduğu izleniminin edinilmesi durumunda Tebliğ hükümlerinin esas alınması zorunludur.


Bu Tebliğ aksine hüküm olmadıkça, aracı kurumlarla ilgili olarak Sermaye Piyasası Kanunu’nda ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan diğer Kurul tebliğlerinde getirilen hükümleri kaldırmaz, değiştirmez veya aracı kurumlara yetki veya izin belgesi olmaksızın faaliyette bulunma imkanı sağlamaz. Örneğin, bu Tebliğ’de aracı kurumların aktifinde bulunan kıymetli madenlere ilişkin pozisyon riski hesaplamalarının nasıl yapılacağı belirtilmiştir. Böyle bir hükmün varlığı, aracı kurumların kıymetli madenlerde aracılık yapmalarına ilişkin başka bir Tebliğ’de getirilmiş kısıtlamayı ortadan kaldırmaz. Yine aynı şekilde, Tebliğ’de vadeli işlemlerde alınan pozisyonların değerlemesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Bu hükümler söz konusu faaliyetin yetki belgesi olmaksızın yapılabileceği şeklinde yorumlanamaz.

 

II. Tebliğ’in amacı
 

Tebliğ, ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarının bir aracı kurumun mali durumunu yeterli derecede yansıtmadığı gerçeğinden hareket etmektedir. Gerçekten de bir aracı kurumun ödenmiş sermayesi ne olursa olsun, aktifin iyi idare edilememesi halinde mali güçlük içine düşülmesi mümkün bulunmaktadır. Bunun yanında ödenmiş sermaye, likit olmayan veya riskli varlıklara yatırılmış olabilir.
 
Bu durumda ödenmiş sermaye yanında, aktifin ve pasifin nasıl idare edildiği mali yapı açısından önem kazanmaktadır. Bu Tebliğ’in asli fonksiyonu, aynı ödenmiş sermayeye sahip iki aracı kurumun, aktiflerinin nelerden oluştuğuna bakılarak farklı değerlendirmeye tabi tutulmasıdır. Bu çerçevede, aktifinde bir borsada işlem gören menkul kıymet bulunduran bir aracı kurum ile ortağından alacak bulunduran bir aracı kurum, ödenmiş sermayeleri aynı olsa bile, farklı bir şekilde işleme tabi tutulacaktır. Bu farklılık, Tebliğ hükümleri çerçevesinde aktifte bulundurulan bir takım varlıkların tamamının veya bir kısmının özsermayeden indirilmesi ile sağlanmaktadır.


III. Özsermaye ve sermaye yeterliliği tabanı


Sermaye yeterliliği tabanı bu Tebliğ ile getirilen yeni bir kavramdır. Bu kavram, Kurul’un diğer tebliğlerinde tanımlanan “özsermaye” kavramından farklıdır. Örneğin Seri: V, No: 19 sayılı “Aracılık Faaliyetleri ve Aracı Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği”nde ve Seri: V, No: 18 sayılı “Kredili Menkul Kıymet, Açığa Satış ve Menkul Kıymetlerin Ödünç Alma ve Verme İşlemleri Hakkında Tebliği”nde tanımlanan özsermaye; ödenmiş sermaye ve yedek akçeler toplamından varsa zararların düşülmesi suretiyle bulunan tutarı ifade etmektedir. Aksine bir düzenleme yapılmadıkça iştirak sınırları ile kredili menkul kıymet işlem sınırlarında söz konusu özsermaye tanımı esas alınmaya devam edilecektir.


Ayrıca bu Tebliğ’de tanımlanan özsermaye; Kurul’un Muhasebe Standartları Tebliğlerinde tanımlanan özsermaye kavramı ile şeklen aynı kalemleri içermektedir. Ancak  farklı değerleme ilkeleri kullanıldığından bu Tebliğ’e göre bulunan özsermaye rakamı, muhasebe tebliğlerindeki değerleme ilkelerinin esas alınması sonucu bulunan özsermaye rakamından farklıdır. 
Öte yandan bu Tebliğ ile özsermayeden likit olmayan varlıkların ve sermaye çıkışı niteliğindeki varlıkların düşülmesi suretiyle bulunan “sermaye yeterliliği tabanı” kavramı getirilmiştir. 


Sermaye yeterliliği tabanına ulaşabilmek için özsermayeden, duran varlıklar ile sermaye, yönetim ve denetim açısından doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili bulunulan kişi ve kurumlardan olan teminatsız alacaklar düşülmektedir. Ancak aracı kurumların  yatırım fonlarına yaptıkları avans ödemeleri, söz konusu indirime tabi değildir.


Özsermaye ile sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı ve hangi kalemleri içerdiği, Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan risk karşılığı hesaplama tablosuna ilişkin açıklamalarda daha ayrıntılı olarak incelenecektir.
 

IV. Değerleme ilkeleri


Bu Tebliğ’de, bazı kalemler için özel değerleme hükümleri getirilmiştir. Sermaye yeterliliği tabanı, söz konusu özel değerleme hükümlerinin kullanılması suretiyle hesaplanmaktadır.


Bu değerleme hükümleri, aracı kurumun bilançosunun aktif ve pasifindeki kalemlerin cari değerlerine getirilmesini sağlamak amacıyla konulmuştur. Bunun yanında her aktifin cari değerine getirilmesine izin verilmemektedir. Örneğin aktifte bulunan gayrimenkuller ve demirbaşlar cari değeri ile değerlenemezler.


Genellikle bir borsada işlem gören sermaye piyasası araçları ile fiyatları kolaylıkla elde edilebilen kıymetli madenler ve vadeli işlemlere konu olan emtianın cari değerleri ile değerlenmesi öngörülmüştür. Bunun yanında, borsalarda işlem görmese dahi borçlanma araçları (Tebliğ’in 4/b maddesi çerçevesinde özsermayeden indirilenler hariç) da cari değerleri ile değerlenmektedir. 
Döviz gibi bazı varlıkların alış ve satış fiyatı farklı olmaktadır. Bu gibi varlıklar, “ihtiyatlılık” kavramı gereği değerlemeye tabi tutulmalıdır. Örneğin döviz borcu varsa, bu yükümlülüğü yerine getirmek için döviz almak zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle dövizin alınabileceği fiyat olan “satış” fiyatı ile dövizli borçların cari değerine getirilmesi gerekmektedir. Benzer şekilde dövizli bir varlığın Türk Lirası’na çevrilmesinde döviz alış fiyatının kullanılması gerekmektedir. Aşağıda Tebliğ’de yer alan değerleme ilkeleri açıklanmıştır.

A. Borsalarda İşlem Gören Varlıklar


Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem gören varlıklar, borsalarda değerleme gününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar (kapanış fiyatı değil) üzerinden değerlenir. Borsalarda hisse senetlerinin yanında diğer araçlar da (örneğin tahviller) işlem görebilir. Bu araçların değerlemesinde, yine borsa fiyatlarının esas alınması gerekmektedir.


Borsalara kota sermaye piyasası araçlarının bazıları her gün işlem görmeyebilir. İşlem görmemenin geçici olduğu bu gibi durumlarda, ilgili aracın en son işlem gördüğü günde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların esas alınması gerekmektedir. İşlem görmeme süreklilik arzetmeye başladığında, ilgili araç borsada işlem görmeyen varlıkların tabi olduğu değerleme hükümlerine göre değerlenmelidir. 

B. Borçlanma Araçlarının Değerleme İlkeleri


Borçlanma araçlarının değerlemesinde, bunun senede bağlanıp bağlanmamasının önemi bulunmamaktadır. Her iki durumda da değerleme ilkeleri aynı olmaktadır. Değerlemeye tabi tutulması için ilgili aracın vadesine, değerleme günü itibari ile bir aydan daha fazla bir süre kalmış olması gerekmektedir. Borsada işlem görmekte ise, vadesine bir aydan daha az kalsa dahi borsa fiyatları esas alınarak değerleme yapılması gerekmektedir. Eğer bu araçlar borsalarda işlem görmemekte ise borsada buna benzer başka araçlar için oluşan fiyatlar veya oranlar üzerinden değerlemeye tabi tutulur. Borçlanma araçları, borsada işlem görmemekte ise en yakın vadeye sahip Devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) oluşan faiz oranlarının ortalaması dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulur. Değerlemede bileşik faiz yönteminin esas alınması gerekmektedir. Buna ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir.


30/04/1998 tarihi itibariyle şirketin aktifinde 30/09/1998 vadeli 100.000.000 TL nominal değerli bir özel sektör finansman bonosunun bulunduğunu ve 70.000.000 TL maliyet bedeli ile izlendiğini varsayalım. 30.04.1998 tarihi itibariyle bu vadede DİBS için oluşan faiz oranının 78.74 olduğunu ve vadeye 153 gün kaldığını varsayalım. Söz konusu menkul kıymetin fiyatı,

formülü ile hesaplanacaktır. Bu şekilde menkul kıymetin fiyatı, 78.392.437 TL olarak hesaplanacak ve bu fiyat üzerinden değerlenecektir. Maliyet bedeli ile bu şekilde bulunan yeni değer arasındaki fark (8.392.437 TL), net dönem karına ilave edilecektir.
 

Faiz oranındaki değişmeler karşısında söz konusu menkul kıymetin değerlenmiş halinin nasıl değişeceğini görmek için örneğimize devam edelim. Diğer şeyler sabit iken faiz oranının %150 ye çıktığını varsayalım. Bu durumda söz konusu menkul kıymetin fiyatı yukarıdaki formüle göre 68.107.081 TL olacak, yeni değeri ile maliyet bedeli arasındaki fark olan 1.892.919 TL dönem karından indirilecektir. 
 

Bu hesaplamalar yapılırken, faiz gelirleri üzerinden ödenecek olan stopaj, elde edilecek faizi azaltan bir unsur olarak dikkate alınmalı ve fiyatlar buna göre hesaplanmalıdır. 
 

Dönemsel faiz ödemeleri olan borçlanma araçları ve diğer özellikli borçlanma araçları, uygun formüller kullanılmak suretiyle değerlemeye tabi tutulur.

C. Diğer Varlıklara İlişkin Değerleme Hükümleri
 

(Değişik birinci fıkra: Seri: V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) Borsalarda işlem gören vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile diğer türev araçlar da bu Tebliğde belirtilen şekilde cari fiyatlar dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulur. Cari fiyat olarak ilgili borsada oluşan uzlaşma fiyatlarının esas alınması gerekmektedir. Borsada işlem görmeyen vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile diğer türev araçlar Kurulun muhasebe standartlarında yer alan esaslar çerçevesinde belirlenen değer ile değerlenir. Borsalarda işlem görmeyen türev araç sözleşmelerinde de net pozisyon hesaplaması yapılabilir.


Borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmeyen uluslararası ticarete konu kıymetli madenlerin değerleme günündeki normal alım satım fiyatları üzerinden değerlenmesi öngörülmüştür. Bazı kıymetli madenler, borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmemekle beraber kolayca alınıp satılabilmektedirler. Bunlara ilişkin fiyat verileri, veri dağıtım kuruluşları tarafından yayımlanmakta ve bu fiyatlar üzerinden kolaylıkla işlem yapmak mümkün olmaktadır. Veri dağıtım kuruluşlarının yayımlandığı bu fiyatlar, yukarıdaki özelliğe sahip kıymetli madenlerin “normal” alım satım fiyatları olarak kabul edilebilir.

D. Değerlemeye İlişkin Diğer Hükümler
 

Bu Tebliğ’de değerlemeye ilişkin özel hükümler getirilmemiş kalemlerin değerlemesinde muhasebe tebliğlerindeki hükümlere uyulması gerekmektedir. Bu Tebliğ’de değerleme hükmü getirilmemiş kalemler genellikle sermaye yeterliliği tabanı hesaplamasında düşülen kalemler olmaktadır. Bu durumdaki kalemlerin değerlemesine gerek olmadığından, mizandaki kalemlerin aynı tutarda yazılması mümkündür. Bu varlıkların değerlenmesi özsermaye kalemlerini artırabilecek, ancak sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında bunlar değerlenmiş hali ile düşüleceğinden, söz konusu varlıkların değerlemeye tabi tutulmaları sermaye yeterliliği tabanı tutarında herhangi bir değişikliğe neden olmayacaktır. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında konu ile ilgili bir örnek verilmiştir.

 

E. Repo ve Ters Reponun Değerlemeye Tabi Tutulması
 

Repo ve ters repo, özü itibariyle teminatlı borç verme veya almaya benzemekle beraber, Kurul Tebliğleri, hukuki formlarına uygun olarak söz konusu işlemlerin muhasebede bir sermaye piyasası aracı alış veya satışı olarak izlenmesini öngörmektedir. Aracı kurumun cari durumunu yansıtması amacıyla, muhasebede menkul kıymet alış ve satışı olarak izlenen repo ve ters reponun, bu Tebliğ hükümleri uyarınca özel bir şekilde değerlenmesine gerek bulunmaktadır. Buna ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir:
Aracı kurumun 30/04/1998 tarihindeki bilançosu aşağıdaki gibidir.

 

30/04/1998’de ABC aracı kurumu kasadaki 100 TL’yi vererek, B bankası ile repo (kendisi açısından ters repo) yapmıştır. Reponun vadesi 100 gündür. Banka 100 günün sonunda sattığı menkul kıymetleri 200 TL’den geri almayı taahhüt etmektedir. Alım satıma 30/11/1998 vadeli, nominal değeri 300 TL olan hazine bonosu konu edilmiştir. ABC aracı kurumunun 30/04/1998 tarihindeki repo işleminden sonraki yeni bilançosu şöyledir.

 

Bu aracı kurumun, 10/05/1998’de bu Tebliğ uyarınca sermaye yeterliliği tabanı hesaplamaları yapacağını varsayalım. Bu tarihe kadar da repoya 10 TL faiz işlediğini (repo anlaşmasında öngörülen faiz oranları ile) varsayalım. Kurul’un değerleme ilkeleri çerçevesinde, ilgili menkul kıymetler değerlemeye tabi tutulacak ve oluşan değerleme farkları net dönem karı ile ilişkilendirilecektir. 
 

Gerek piyasa fiyatlarındaki dalgalanmalar, gerekse de ilk alım sırasında öngörülen faiz oranlarının piyasada oluşan faiz oranından farklı olması nedeniyle ilgili menkul kıymetin cari değerinin 10.05.1998 tarihinde 90 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda yeni bilanço aşağıdaki şekilde olacaktır.
 

 

Buradan da görüleceği üzere aracı kurumun özsermayesi 90 TL’ye düşmüştür. Şimdi ilgili menkul kıymetin 90 TL değil de 150 TL olduğunu düşünelim. Bu durumda aracı kurumun bilançosu aşağıdaki şekilde oluşacaktır.

 

Bu bilançoda ise şirketin özsermayesi 150 TL’ye çıkmaktadır. Halbuki bu şirketin özsermayesi, 100 TL ana para ile işlemiş faiz olan 10 TL’nın toplamı olan 110 TL’dır.

 

Bu hesaplamalardan da anlaşılacağı üzere, ters repo nedeniyle aktifte bulunan menkul kıymetleri, diğer menkul kıymetler ile aynı şekilde değerlemeye tabi tutmak, aracı kurumun özsermayesinin yanlış şekilde hesaplanmasına neden olacaktır. Bu aracı kurum menkul kıymetleri piyasa fiyatları ile değil, önceden anlaşılan fiyat üzerinden geri satmakla yükümlü olduğundan, bu yükümlülüğün dikkate alınması zorunlu olmaktadır. Bu yükümlülüğü dikkate aldığımızda, aracı kurumun özsermayesi, ilgili menkul kıymetin fiyatı 90 TL’ye inse de 150 TL’ye çıksa da aynı kalmalıdır. Bu durum, Tebliğ ile getirilen hükümler ile sağlanmaktadır. 

 

Tebliğ’deki hükümler çerçevesinde ters repo işleminin “sözleşme fiyatı” 110 TL, işlemiş faiz ise 10 TL’dır. Menkul kıymetin fiyatının 150 TL olduğu durumda,  sözleşme fiyatı ile aradaki fark olan 40 TL net dönem karından indirilir. Bu durumda net dönem karı 50 TL yerine 10 TL olarak gerçekleşecek ve özsermaye 110 TL olacaktır. Tersi durumda ise, diğer bir deyişle menkul kıymetin fiyatının 90 TL olduğu durumda, sözleşme fiyatı ile aradaki fark olan 20 TL, net dönem karına ilave edilecek, bu durumda ise 10 TL olan net dönem zararı,  10 TL’lık net dönem karına dönüşecek, özsermaye yine 110 TL olarak gerçekleşecektir.

 

Aracı kurumların müşterileri ile yaptıkları repo işlemleri de yukarıda ters repo işlemi için öngörülene benzer şekilde değerlemeye tabi tutulacaktır. Repo işleminde, menkul kıymetin piyasa fiyatı ne olursa olsun önceden belirlenen fiyattan geri alınması zorunlu olduğundan, değerlemede bu hususun gözönüne alınması gerekmektedir.

 

F. Vergi Karşılıkları
 

Vergi mevzuatında gelirin oluşması genellikle “gerçekleşme” şartına bağlanmıştır. Aracı kurumların aktifinde bulunan bir varlığın piyasa fiyatı, aktifte kayıtlı değerinden ne kadar fazla olursa olsun, kayıtlı değer ile piyasa fiyatı arasındaki fark vergi mevzuatı çerçevesinde bir gelir unsuru olarak görülmez ve vergiye tabi tutulmaz. Ancak bu varlığın satılması durumunda  vergiye tabi gelir doğar.
 

Tebliğ’de yer alan değerleme hükümleri sonucu ulaşılan “dönem karı” rakamı, bu nedenle vergiye tabi kardan oldukça farklı gerçekleşecektir. Ancak, vergi mevzuatındaki istisnalar dışında bu gelir üzerinden, gerçekleştiği zaman vergi ödenecektir. Bazı gelir unsurları ise gerçekleşse bile, vergi mevzuatında yer alan muafiyet ve istisnalar nedeniyle vergiye tabi olmayacaktır.
 

Bu Tebliğ’de, gerçekleştiği zaman vergiye tabi olacak gelir unsurları ile ilgili olarak vergi karşılığı ayrılması öngörülmüştür. Bu vergilerin ne zaman ödeneceğinin önemi bulunmamaktadır. 
 

Aktife alınan bir hisse senedinin borsadaki fiyatının arttığı durumu örnek olarak alalım. Bu Tebliğ’deki değerleme hükümleri, bu artışın dönem karı ile ilişkilendirilmesini öngörmektedir. Söz konusu hisse senedi satılmadığı için vergi mevzuatı açısından henüz bir gelir oluşmamıştır. Dolayısıyla, vergi mevzuatı çerçevesinde bir vergi ödenmesine henüz gerek bulunmamaktadır. Ancak, söz konusu hisse senedi satılmış olsa idi vergiye tabi bir gelir oluşacaktı. Bu Tebliğ’de vergi karşılıkları ayrılırken satışın gerçekleşmiş olarak dikkate alınması ve dolayısıyla ortaya çıkan karın tamamı için vergi karşılığı ayrılması öngörülmüştür. Böyle yapılmakla, satışın gerçekleşmesi halinde zaten ödenecek olan vergiler için önceden karşılık ayrılması sağlanmaktadır.
 

Bunun yanında, bu Tebliğ’deki değerleme hükümlerinden bağımsız olarak sonraki dönemlerde doğması beklenen gelirlere mahsuben bazı vergilerin ödenmesi gerekebilir. Bu durumda söz konusu vergiler bir alacak olarak değerlendirilmez; dönem karından bir indirim olarak dikkate alınır.

V. Yükümlülükler
 

Aracı kurumlara bu Tebliğ ile asgari özsermaye, sermaye yeterliliği tabanı, likidite ve borçlanma ile ilgili bazı sınırlamalar getirilmiştir. Bu sınırlamalar aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

A. Asgari özsermaye yükümlülüğü
 

Aracı kurumlar, herhangi bir risk karşılığı olmasa bile asgari bir tutarda özsermaye bulundurmak zorundadır. Bu tutar, aracı kurumun sahip olduğu yetki belgeleri dikkate alınarak belirlenmekte, reel değerinin korunması için her yıl yeniden değerleme oranının % 80’ininin altına inmemek kaydıyla ve 1999 yılından başlamak üzere, Kurul’ca belirlenen oranlarda artırılması öngörülmektedir.
Özsermaye, bu Tebliğe göre değerlenmiş mali tablolar dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Özsermaye mali tablolarda özsermaye kalemi altında gösterilen tüm kalemleri kapsamaktadır. Ancak dönem karı için vergi karşılığı ayrılması ve bunun özsermayeden düşülmesi gerekmektedir.

 

Özsermaye için Tebliğ’in 7’nci maddesinde belirtilen asgari tutarların sağlanması, özsermayenin yeterli düzeyde olduğu anlamına gelmemelidir. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında daha ayrıntılı olarak görüleceği üzere, sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün sağlanabilmesi için bu tutarın en az aktifte bulundurulan duran varlıklar kadar artırılması zorunludur. Diğer bir deyişle asgari özsermaye yükümlülüğü, asgari sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünün sağlanması amacıyla söz konusu maddede belirtilen tutarlardan çoğu zaman fazla olmak zorundadır.

 

B. Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü
 

(Değişik: Seri:V, No:135 sayılı Tebliğ ile) Sermaye yeterliliği tabanı, bu Tebliğe göre hesaplanan özsermayeden Tebliğin 4’üncü maddesinde belirtilen bazı likit olmayan varlıklar ile sermaye çıkışı niteliğindeki kalemlerin indirilmesi suretiyle bulunmaktadır. Bu şekilde bulunan sermaye yeterliliği tabanı tutarının; risk karşılığı ve değerleme gününden önceki üç aylık faaliyet giderleri kalemlerinin herhangi birinden (bunların toplamından değil) az olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, aracı kurumun risk karşılığından ve değerleme gününden önceki üç aylık faaliyet giderinden hangisi büyükse söz konusu tutar, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü olmaktadır. Ayrıca son üç aylık faaliyet gideri; sene başından itibaren söz konusu ayların sonu itibariyle oluşan kümülatif faaliyet giderleri toplamını değil, yalnızca bu aylar içinde oluşan faaliyet giderleri toplamını kapsamaktadır.

 

C. Genel borçlanma sınırı
 

Aracı kurumlar aksine bir hüküm olmadıkça, sermaye yeterliliği tabanlarının 15 katından daha yüksek bir oranda borçlanamazlar. Konu bir örnek ile aşağıda incelenmiştir.


Aracı kurumun 30/04/1998 tarihi itibari ile bilançosunun aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım. Bilançonun bu Tebliğ’de yer alan ilkeler uyarınca değerlemeye tabi tutulmuş haliyle hazırlandığını kabul edelim.

 

Bu aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı 200 TL, toplam borçları ise vergi ve diğer karşılıklar dahil 4.000 TL’dır. Bu aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğünü karşıladığını ve bunun da 200 TL olduğunu varsayalım. Borçlar, ermaye yeterliliği tabanının 20 katıdır (kısa vadeli borçlar/sermaye yeterliliği tabanı). Tebliğle getirilen 15 kat sınırı aşılmış bulunmaktadır. Bu durumda aracı kurum, menkul kıymetlerinin bir kısmını satıp borçlarını 3.000 TL seviyesine getirmek veya sermaye yeterliliği tabanını 200 TL’ndan en az 267 TL seviyesine çıkarmak zorundadır.

 

Bu sınırın hesaplanmasında kısa ve uzun vadeli borçlar;

1. Tebliğ’in 15’inci maddesi çerçevesinde oluşan aracılık yükleniminden kaynaklanan borçları, 
2.   Takas kurumuna ve müşterilere olan borçları,
3.    Bilançoda yer alan diğer borç kalemlerini,

kapsamak zorundadır.
 

Ancak borsa para piyasasında değerlendirilen müşteri nakdi, borç kalemleri arasında sayılmamaktadır.

D. Likidite yükümlülüğü
 

Likidite yükümlülüğü, aracı kurumların bu Tebliğ’de getirilen değerleme hükümleri çerçevesinde değerleme günü itibariyle hazırlanmış bilançolarında yer alan dönen varlıkları ile kısa vadeli borçları arasındaki oranı ifade eder. Bu oranın (dönen varlıklar/kısa vadeli borçlar) en az 1 olması gerekmektedir. 
 
Dönen varlıkların ve kısa vadeli borçların bu Tebliğ’de belirtilen şekilde değerlemeye tabi tutulmuş hali, yani cari değeri ile dikkate alınması gerekmektedir. Borçların kısa veya uzun vadeli olarak ve varlıkların dönen veya duran varlık olarak sınıflandırılması, Kurul’un muhasebe tebliğlerinde öngörülen şekilde yapılmalıdır. Genel olarak vadesi bir yıldan daha kısa olan borçlar kısa vadeli borçlar kategorisinde yer almaktadır.

 

Bu Tebliğ’in 4’üncü maddesinde tamamı özsermayeden indirilmesi öngörülen kalemler, dönen varlıklar içerisinde yer alsa bile, likidite yükümlülüğü hesaplamasında dönen varlıklar içerisinde yer almaz. Bu çerçevede, borsalarda ve teşkilatlanmış piyasalarda işlem görmeyen hisse senetleri ve benzeri sermaye piyasası araçları, alacakların teminatsız kısmı, ortaklar tarafından ihraç edilmiş ve bir borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları, diğer emtia likidite yükümlülüğü hesaplamalarında dönen varlık olarak kabul edilmezler. 

 

VI. Yükümlülüklere Aykırılıklar
 

Bu Tebliğ’de, aracı kurumların uymaları gereken yükümlülükler şu şekilde sıralanmaktadır:

  • Asgari özsermaye yükümlülüğü

  • Sermaye yeterliliği tabanı yükümlülüğü

  • Genel borçlanma sınırı

  • Likidite yükümlülüğü

 

Bunlara ilave olarak, asgari özsermayenin belirli bir oranının ödenmiş veya çıkarılmış sermaye olması gibi daha alt yükümlülükler de bulunmaktadır.
 

Bu yükümlülüklere uyulmaması durumunda uygulanacak tedbirler Tebliğ’in 27 ila 30’uncu maddelerinde belirtilmiştir. Bu maddelerde genel olarak, bu Tebliğ ile getirilen yükümlülüklerden uzaklaşıldıkça daha ağır tedbirlerin uygulanması öngörülmüştür. Bu tedbirler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.

 

Bu tabloda belirtilen süreler ve tedbirler, aracı kurumun mali durumu ve birden fazla yükümlülüğün ihlal edilmesi hususları gözönüne alınarak daha da ağırlaştırılabilir. Bunun yanında aynı yükümlülüğün yıl içinde birden fazla ihlal edilmesi durumunda daha ağır olan oran uygulanmaktadır. Böylece, sermaye yeterliliği tabanı bir kez asgari tutarın %90’ına düşen bir aracı kuruma 30 işgünü süre verilir. Söz konusu oran aynı yıl içinde ikinci kez asgari tutarın altına düşer ve asgari tutarın %50’si olarak gerçekleşirse, bu durumda aracı kuruma 2’nci satırın b sütununda öngörülen değil, 3’üncü satırın b sütununda belirtilen 10 işgünü süre verilir.

VII.Risk Karşılığı
 

Bu Tebliğ’de aracı kurumların gerek bilançoda gerekse bilanço dışında izlenen varlık ve yükümlülükleri ile ilgili olarak bu Tebliğ’de ve 1 numaralı ekinde belirtilen oranlarda söz konusu varlık ve yükümlülüklerin bu Tebliğ uyarınca hesaplanan cari değerleri üzerinden karşılık hesaplanması öngörülmüştür. Hesaplanan bu karşılıkların toplamı, sermaye yeterliliği tabanından daha az olmak zorundadır. Risk karşılığı aracı kurumun bilançosunun piyasadaki fiyat hareketleri karşısındaki duyarlılığı ile alacaklarının tahsil edilip edilememesi dikkate alınarak hesaplanmaktadır. Bu risk arttıkça, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanını artırması gerekmektedir. 
 

Risk karşılığı, pozisyon riski, yoğunlaşma riski, karşı taraf riski ve döviz kuru riski toplamından oluşur. Bu riskler kısaca aşağıda anlatılacaktır. Ancak aracı kurumun karşı karşıya olduğu riskler bunlar ile sınırlı değildir. Aracı kurumun personelinin mevzuatı ihlal ederek müşteri varlıklarını kötüye kullanması da bir risktir, ancak bunun için bu Tebliğ’de spesifik bir karşılık ayrılmamaktadır.


Risk karşılığı, aracı kurumun aktifinde yer alan ve bir borsada işlem gören hisse senedi ile ilgili olarak basitçe aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir. Bu hisse senedi;

  • Fiyatı bir gün içinde ne kadar değişebilir? (pozisyon riski)

  • Emanet veya teminat olarak kimde tutuluyor? (karşı taraf riski)

  • Hangi para birimi üzerinden düzenlenmiş? (döviz kuru riski)

  • Aktifte çok büyük bir yer tutuyor mu? (yoğunlaşma riski)

sorularına verilen cevaplar çerçevesinde, risk karşılığı hesaplanır.


Riskler, aracı kurumun tüm bilanço içi ve dışı varlıkları ile yükümlülükleri bir arada dikkate alınarak hesaplanabilir. ABD doları cinsinden aynı tutar ve vadede borç ve alacağı olan bir aracı kurum, dolar kuru ne olursa olsun bir döviz kuru riski ile karşı karşı karşıya kalmaz. Borçları ve alacakları aynı anda artıp azalacağından, mali durumunda kur hareketleri nedeniyle (diğer riskler, örneğin alacağın alınmamasına ilişkin karşı taraf riski, pozisyon riski halen mevcut) bir bozulma gerçekleşmez.
 

Pozisyon riskini hesaplarken, gerek aktifte bulunan varlık cinsinden pasif karakterli bir kalem bulundurmak suretiyle, gerekse vadeli işlemler ile riskin azaltılması durumunda, “net pozisyon” hesaplamalarına izin verilmektedir. Net pozisyon hesaplamaları, risklerin etkin bir şekilde azaltılması durumunda, riskler için daha az karşılık ayrılmasına imkan tanımaktadır. Tebliğ’e göre aracı kurumların net pozisyon hesaplaması yapmaları ihtiyaridir.
 

A. Pozisyon riski ve net pozisyon
 

Pozisyon riski; varlıkların ihraçcısından veya bu varlıkların işlem gördüğü piyasalarda oluşan fiyat dalgalanmaları ile alacak ve borçların cari değerlerindeki değişmelerden kaynaklanan riskleri ifade eder. Her bir varlığın riski bu anlamda birbirinden oldukça farklıdır. Ancak bu farklılıklar belirli toplulaştırma yapılmasını engellemez. Pozisyon riski hesaplamalarında net pozisyon dikkate alınabilir.
 

Pozisyon riski, aracılık yüklenimi çerçevesinde satın alınanlar dahil sermaye piyasası araçları, yatırım fonu katılma (Değişik ibare: Seri: V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) payları, borçlar ve alacaklar, altın ve kıymetli madenler, dövizler, vadeli işlemlere konu emtia, opsiyon ve vadeli işlem sözleşmeleri (Ek ibare: Seri:V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) ile diğer türev araçlar, ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler, repo sözleşmesi çerçevesinde satılan sermaye piyasası araçları için hesaplanır. Ters repo işlemi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplanmaz.
 

Hangi varlıklar üzerinden ne kadar pozisyon riski hesaplanacağı Tebliğ’in 1 numaralı ekinde belirtilmiştir. Aracı kurumun varlık ve yükümlülüklerinin, söz konusu ekte belirtilen oranlarda bu Tebliğ uyarınca hesaplanan cari değerleri üzerinden kesintiye tabi tutulması öngörülmüştür. Buradaki rakamlardan da görüleceği üzere, kamu borçlanma araçları için daha az, özel sektör borçlanma araçları için biraz daha fazla ve en nihayetinde hisse senetleri için daha yüksek oranda karşılık ayrılması öngörülmüştür. Ayrıca, sermaye piyasası araçları borsalarda ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem görmesi halinde daha düşük oranda, görmemesi halinde ise daha yüksek oranda kesintiye tabi tutulmaktadır.


Pozisyon riski sadece aracı kurumlara ait varlıklar ve yükümlükler için hesaplanır. Müşteri emanetleri için pozisyon riski hesaplanmaz.

 

1. Net Pozisyon
 

Pozisyon riskine ilişkin karşılıklar, ilgili varlığın net pozisyonu üzerinden hesaplanabilmektedir. Net pozisyon hesaplamaları, genel olarak aktifte ve pasifte fiyat değişimlerinden aynı şekilde etkilenen varlıkların bulunması durumunda hesaplanmaktadır. Örneğin, iki aracı kurum düşünelim. Birincisi 100 lot abc hisse senedi borçlanıp, borçlandığı bu hisse senedini satarak 150 lot bcd hisse senedi almıştır. İkincisi ise aynı hisse senedinden borçlanmış ve bunu aynen bir müşterisine borç vermiştir. Birinci aracı kurum fiyat dalgalanmalarından etkilenirken, ikinci aracı kurum fiyat dalgalanmalarından etkilenmeyecektir. Tebliğe göre, fiyat dalgalanmalarından etkilenmeyen ikinci aracı kurumun ödünç verdiği ve aldığı varlıklar ile ilgili olarak pozisyon riski karşılığı ayırmasına gerek bulunmamaktadır. Birinci aracı kurum ise her iki pozisyonu için de karşılık ayırmak zorunda bulunmaktadır.
 

Fiyat değişimleri arasında yüksek korelasyon olan varlıklar için net pozisyon hesaplaması yapılmasına müsaade edilmemektedir. Örneğin abc ile bcd hisse senedinin getirileri arasında %90 oranında bir korrelasyon olsa bile bunlar net pozisyon hesaplamalarına konu edilememektedir. Yine aynı şekilde, aktifte bulunan ve aralarında negatif tam korelasyon bulunan varlıklar da net pozisyon hesaplamalarına konu edilememektedir. Bu hesaplamaların yapılabilmesi için varlıkların aynı cinsten olması gerekmektedir.
 

Menkul kıymetlerin ödünç alma ve verme işlemlerinde, menkul kıymetlerin aynı cinsten olması şartıyla net pozisyon hesaplaması yapılabilmektedir.
 

Ters repo işlemi ile alınan sermaye piyasası araçlarının repoya konu edilmesi durumunda, repo ve ters repo vadelerinin aynı olması şartıyla, repoya konu sermaye piyasası araçları için net pozisyon hesaplaması yapılabilmektedir. Bu hesaplamada repo ve ters repoya konu sermaye piyasası araçlarının cari değerleri esas alınır. Ters repo işlemi çerçevesinde satın alınmış sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplanmaz.
 

Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinde net pozisyon hesaplamalarına ilişkin özel hükümler saklıdır.

 

2. Türev Araç Sözleşmelerinde Pozisyon Riski (Değişik: Serİ: V, No:135 sayılı Tebliğ ile)
 

Bu Tebliğ uyarınca, vadeli işlem (VİS) ve opsiyon sözleşmeleri (OS) (Ek ibare: Seri: V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) ile diğer türev araç sözleşmeleri için pozisyon riski hesaplanması gerekmektedir. Borsalarda işlem gören VİS için takas kurumunun belirlediği teminat oranları üzerinden pozisyon riski için karşılık ayrılır. Bazı takas kurumları belirli bazı sözleşmelerin birlikte tutulması durumunda, ayrı ayrı tutulması halinde gerekli olandan daha az teminatı yeterli görmektedirler. Bu durumda gerekli risk karşılıkları da bu Tebliğ’de daha az olarak hesaplanmalıdır. 
 

Bu neviden borsalarda işlem görmeyen VİS, sözleşmeye dayanak teşkil eden varlıklar gibi değerlendirilir. Bu durumda, 10 lot abc hisse senedini belirli bir fiyattan alma hakkını veren VİS, pozisyon riski hesaplamalarında, söz konusu 10 lot hisse senedinin aktifte olduğu ve bunun karşılığında vadesi sözleşmenin vadesinde sona eren bir borç alındığı şeklinde değerlemeye tabi tutulur ve bunlar üzerinden pozisyon riski hesaplanır. Bu borç, borçlanma sınırı hesaplamalarında borç olarak dikkate alınmaz.
 
Opsiyon sözleşmelerinde, opsiyona dayanak teşkil eden varlıklar, opsiyonun deltası ile çarpılması sonucu bulunan tutar üzerinden dikkate alınır ve bu varlıklar için öngörülen oranlarda pozisyon riski hesaplanır. Uzun pozisyon OS için takas kurumları, primler peşin ödendiği zaman bir teminat talep etmezler. Bu opsiyon sözleşmelerinde maksimum zarar ödenen bu primdir. Bu nedenle, risk karşılığı olarak bu tutardan fazla karşılık ayrılmaz.

 

(Değişik dördüncü fıkra: Seri: V, No: 135 sayılı Tebliğ ile) Pozisyon riski hesaplamaları yaparken türev araç sözleşmeleri borsalarda işlem görsün veya görmesin cari değerleri ile dikkate alınmaktadır. Ancak özsermaye hesaplamalarında sadece borsalarda işlem görenler cari değeri ile diğerleri Kurulun muhasebe standartları uyarınca değerlemeye tabi tutulmalıdır.
 

VİS ve OS riskten korunma amaçlı ve spekülatif amaçlı olarak alınabilir. Riskten korunma amaçlı olanlar, net pozisyon hesaplamaları için uygun olanlardır. Bunun dışında kalanlar ise spekülatif amaçlı olanlar olarak kabul edilmektedir. Örneğin bir aracı kurum kısa pozisyon vadeli işlem sözleşmesine sahipse ve aynı zamanda sözleşmeye konu varlık aktifinde yeralmaktaysa, söz konusu pozisyon ile aktifte yer alan varlık arasında net pozisyon hesaplaması yapılabilmekte ve bu vadeli işlem pozisyonu riskten korunma amaçlı olarak kabul edilmektedir. Öte yandan, aracı kurumun yalnızca kısa pozisyon vadeli işlem sözleşmesi varsa ve karşılığında aktifinde sözleşmeye konu varlıktan yoksa, söz konusu vadeli işlem pozisyonu spekülatif amaçlı olarak kabul edilmektedir.
 

3. Aracılık Yükleniminde Pozisyon Riski
 

Aracılık yüklenimi nedeniyle elde bulundurulan sermaye piyasası araçları için pozisyon riski hesaplamaları konunun özel durumu dikkate alınarak ayrıca düzenlenmiş ve bazı esneklikler sağlanmıştır.
 

Aracı kurumun taahhüt altına girdiği tarih itibariyle, yüklenime konu olan sermaye piyasası araçları varlık, buna ilişkin ödeme taahhüdünün de borç olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Aracılık yükleniminin ne zaman bu şekilde bilanço kalemi haline geleceği, yapılan sözleşme hükümlerine göre değişmektedir. Genel kural, halka arz edenin rızası olmaksızın geri dönülemez olarak sermaye piyasası araçlarını satın alma yüklenimi altına girildiğinde, yüklenim bir  bilanço kalemi olarak değerlendirilmelidir. En iyi gayret aracılığı, hiç bir zaman bilanço kalemi haline gelmemektedir. Hem bakiyeyi yüklenimde, hem de tümünü yüklenimde satılamayan kısım nihai olarak aracı kurum tarafından satın alınacağından, pozisyon riski hesaplamalarında bakiyeyi yüklenim de tümünü yüklenim gibi işleme tabi tutulur. Ayrıca bakiyeyi yüklenimde, aracı kurum tarafından satın alınıncaya kadar satış süresi içinde satılamayan sermaye piyasası araçları bir bilanço kalemi olarak izlenmese dahi, aracılık yüklenimine ilişkin pozisyon riski hesaplaması için bakiyeyi yüklenim tümünü yüklenim gibi işleme tabi tutulmalıdır ve söz konusu hesaplama için risk karşılıkları hesaplama tablosuna ilave satır eklenmelidir. 
 

Aracılık yüklenimine konu sermaye piyasası araçları henüz borsada işlem görmediğinden, bunlar için %100 oranında pozisyon riski hesaplamak gerekirken, Tebliğ’in 15’inci maddesi uyarınca bu gereklilik kaldırılarak aracılık yüklenimi süresi içinde %2 oranında pozisyon riski hesaplanması öngörülmüştür. Elde kalan kısım üzerinden, borsada işlem görene kadar, artan oranda pozisyon riski için karşılık ayrılmaktadır.
 

Satış süresi bittikten sonra, Tebliğ’de %10’dan %100’e kadar özel pozisyon riski oranları getirilen 6 günlük süre  geçmeden sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmeye başlaması halinde, söz konusu sermaye piyasası aracının niteliğine ve borsada işlem görmesine göre, Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan pozisyon riski oranları uygulanır.
 

Aynı maddenin son fıkrası ile, sadece halka arza aracılık eden aracı kurumlar için değil, bu halka arzdan müşteri olarak sermaye piyasası aracı alan aracı kurumlar için de pozisyon riskinin yukarıda belirtilen daha düşük oranlar üzerinden hesaplanması öngörülmüştür. Dolayısıyla, satış süresi içerisinde  satın alınan sermaye piyasası araçları % 2 oranı üzerinden, satış süresi bittikten sonraki 6 gün içerisinde Tebliğ’de belirlenen % 10-100 arasındaki oranlar üzerinden, sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmesi halinde de söz konusu 6 güne bağlı kalmaksızın Tebliğ’in 1 numaralı ekinde belirtilen oranlar üzerinden pozisyon riski hesaplanır.

B. Karşı Taraf Riski
 

Karşı taraf riski, genel olarak aktifte bulunan ve başkalarına emanet veya teminat olarak verilen kalemlerin, ilgili kişi ve kurumlardan geri alınmasında ortaya çıkan riski ifade eder. Karşı taraf riski, teminatsız kalan kısım için hesaplanmaktadır. 

 

1. Karşı Taraf Riskinin Ortaya Çıkması
 

Aracı kurumlar, normal iş ilişkileri çerçevesinde müşterilerine kredi ve ödünç menkul kıymet vermekte, menkul kıymetleri geri alma veya satma taahhüdü ile alıp satmakta, kredi almakta ve bunlar için teminat vermektedir. Bunun yanında vadeli işlemlerde olduğu gibi müşteriler için takas kurumuna teminat yatırmak yükümlülüğünde bulunulmakta, bu teminatlar her zaman müşterilerden alınamayabilmektedir. Karşı taraf riski hesaplamalarında, emanet olarak dahi verilse menkul kıymetlerin kolaylıkla karşı tarafça kullanılabileceği dikkate alınarak, teminat ve emanet arasında bir farklılaştırmaya gidilmemiştir. 
 

Bütün bu durumlar aracı kurumları risk altına sokmaktadır. Bu riskten verilen varlık karşılığında yeterli teminat alarak kaçınma imkanı bulunmaktadır. Riskten kaçınmanın ikinci yolu, kamu kurumları  ile işlem yapmaktır. Bu çerçevede, merkez bankaları gibi bazı kurumlar ile gerçekleşen işlemlerde, teminat alınmasa bile, bir karşı taraf riski oluşmadığı veya daha düşük oranda oluştuğu varsayılmaktadır.

 

2. Karşı Taraf Riski İçin Karşılık Ayrılması
 

Bu Tebliğ uyarınca her müşteri bir “karşı taraf”tır. Borsadan müşteriye 100 TL tutarında hisse senedi alındığını, müşterinin bu hisse senedi için bir ödeme yapmadığını, dolayısı ile müşteri hesabının 100 TL borç bakiye verdiğini (müşteriye kredi verildiğini), varsayalım. Bu alacak için karşı taraf riski aşağıdaki şekilde hesaplanmaktadır. 

  • Alacağın cari değerinin hesaplanması,

  • Teminatların belirlenmesi (müşterinin emanete bıraktığı menkul kıymetler, mevcut mevzuat ve müşteri ile yapılan sözleşme çerçevesinde, müşteri hesabındaki borç bakiyenin tasfiyesi amacıyla makul bir zaman içerisinde satılabilmekte ise bu teminat olarak kabul edilebilir) ve bu teminatların Tebliğ’in 21 inci maddesinde belirlenen varlıklar cinsinden olduğunun tespiti,

  • Yukarıdaki kriterlere uyan teminatların cari değerinin hesaplanması,

  • Teminatların cari değerinden pozisyon riski kadar tutarın indirilmesi,

  • Alacağın cari değeri ile pozisyon riski kadar indirilmiş haliyle teminatın cari değeri arasındaki fark üzerinden karşı taraf riski hesaplanması,

 

Yukarıda verilen örnekte, değerleme gününde işlemiş faizler ile birlikte alacağın cari değerinin 105 TL, hisse senedinin cari değerinin 95 TL ve bu menkul kıymet için pozisyon riskinin 10 TL olduğunu (aracı kurumun bu menkul kıymet için pozisyon riski ayırmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir) varsayalım. Bu durumda karşı taraf riski hesaplamalarına konu teşkil edecek tutar, alacağın cari değeri 105 TL ile teminat olarak tutulan menkul kıymetin cari değeri 95 TL den, pozisyon riski 10 TL’nin indirilmesi suretiyle bulunan 85 TL arasındaki fark olan 20 TL’dır. 
 

Karşı taraf riski için karşılık bu 20 TL üzerinden ayrılır. Eğer müşteri bir takas kurumu veya merkez bankası ise %(0) oranında karşılık ayrılır. Diğer bir deyişle herhangi bir karşılık ayrılmaz. Eğer müşteri banka, aracı kurum veya yatırım fonu ise karşı taraf riski 20 TL’nın %5 i olarak (1 TL) ayrılır. Eğer müşteri bunların dışında kalan bir kişi veya kuruluş ise 20 TL nın tamamı diğer bir deyişle %100’ü karşılık olarak dikkate alınır.
 

Repo ve ters repo işleminde karşı taraf riskinin belirlenmesi özellik arzetmektedir. Her ne kadar repo ve ters repo muhasebe kayıtlarında kesin satış gibi izlenmekte ise de, bu işlem nedeniyle ilgili sermaye piyasası araçlarının geri alınması veya satılması yükümlülüğü devam etmektedir. Bu yükümlülük nedeniyle karşı taraf riski ortaya çıkmaktadır. Repo işleminde karşı taraf riski, sözleşme fiyatının satılan sermaye piyasası aracının cari değerinden düşük olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bir müşteriye geri alım taahhüdü ile 100 TL karşılığında sattığımız sermaye piyasası aracının cari değeri 150 TL olmuşsa, sermaye piyasası aracının müşteriye teslim edildiği durumlarda bir karşı taraf riski oluşmaktadır. Bu risk, sermaye piyasası aracının cari değeri ile sözleşme fiyatı arasındaki farktır. Eğer sözleşme fiyatı sermaye piyasası aracının cari değerinden fazla ise veya ilgili sermaye piyasası aracı müşteriye verilmemişse karşı taraf riski oluşmamaktadır.


Ters repo işleminde karşı taraf riski, sözleşme fiyatının alım satıma konu olan sermaye piyasası aracının cari değerinden fazla olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Sözleşme fiyatı 150 TL ve sermaye piyasası aracının cari değeri 100 TL ise karşı taraf riski 50 TL olmaktadır.

 

Karşı taraf riskine konu tutarın bu şekilde bulunmasından sonra, bu tutar üzerinden yukarıdaki esaslara göre karşılık ayrılır.
 

Repo ve ters repo işlemleri ile ödünç alma ve verme işlemlerinde, teminat açığına karşı tarafın niteliğine göre farklı oranlar (%0,%5 veya % 100 oranları)  uygulanmaktadır.
 

Banka teminat mektubu gibi pozisyon riski hesaplamalarına konu olmayan araçların teminat olarak alınması durumunda bunlar üzerinden ayrıca bir indirim yapılmaz. Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında tamamı indirilen kalemler için karşı taraf riski hesaplanmaz.

 

3. Karşı Taraf Riskinde Teminatlar
 

Karşı taraf riskinin belirlenmesinde teminatların cari değerine bakılmaktadır. Genellikle likit varlıklar ile banka teminat mektubu gibi varlıkların karşı taraf riski hesaplamalarında teminat olarak kabul edilmesi öngörülmüştür.
 

Aracı kurumlar alacakları için borçlunun keşide ettiği çek, gayrimenkul ipoteği gibi çok değişik varlıkları teminat olarak alabilirler. Ancak bunların hepsi karşı taraf riski hesaplamaları çerçevesinde teminat olarak kabul edilmemektedir. Diğer bir deyişle alacaklar için bir çek teminat olarak alınsa bile bu alacak bu Tebliğ’de teminatsız alacaklar gibi işleme tabi tutulmaktadır.
 

Teminatların belirlenmesinde, hukuki formları değil özleri dikkate alınmıştır. Borçlu bir müşterinin emanet olarak bıraktığı menkul kıymetler bir teminat değildir. Ancak, bu emanet kolaylıkla gerek müşteri ile yapılan sözleşme çerçevesinde, gerekse mevzuattaki hükümler çerçevesinde bu borcun tahsili için aracı kurum tarafından satılabilecekse, bu varlık da teminat olarak kabul edilmektedir.

 

C. Yoğunlaşma Riski
 

Yoğunlaşma riski, belirli bir varlık veya bir yükümlülüğün, sermaye yeterliliği tabanına göre yüksek oranda aktifte veya pasifte yer alması durumunda hesaplanır.
 

Yoğunlaşma riski, kendisi için pozisyon riski hesaplanması öngörülen kalemler ile bir kişi ve kurumdan olan alacak toplamı üzerinden hesaplanır. Maddi duran varlıklar için pozisyon riski hesaplanmadığı için yoğunlaşma riski hesaplanmaz.
 

Yoğunlaşma riski, hem varlıklar, hem yükümlülükler, hem de vadeli işlemler nedeniyle hesaplanır. Bu riskin hesaplanmasında ilgili kalemler netleştirilmiş değerleri üzerinden dikkate alınır ve pasif karakterli kalemler için hesaplanan yoğunlaşma riski aktif karakterli kalemler için hesaplanan yoğunlaşma riskinden düşülmez; bunlar toplam yoğunlaşma riski olarak dikkate alınır.
 

Ayrıca yoğunlaşma riskinde, birlikte hareket eden kişi ve kurumlardan alacaklar ile sermaye, yönetim ve denetim bakımından ilişkili kurumların ihraç ettiği sermaye piyasası araçları, bir kişiye veya bir kuruma ait addolunur.

D. Döviz Kuru Riski (Değişik: Seri: V, No: 124 sayılı Tebliğ ile)
 

Döviz kuru riski, aktif ve pasifte farklı döviz cinsinden ifade edilmiş kalemlerin bulunması nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Döviz kuru riski için ayrılması gereken karşılıklar aşağıdaki örnek ile açıklanmıştır.
 

ABC aracı kurumunun 30/04/1998 tarihi itibariyle bilançosunun aşağıdaki şekilde oluştuğunu ve sermaye yeterliliği tabanının 200 TL olduğunu varsayalım. Bilançoda yabancı para cinsinden ifade edilmiş varlıklar ve borçlar bulunmaktadır. Bu kalemler cari döviz kurundan TL’ye çevrilmişlerdir.
 

 

Döviz kuru riski için karşılık ayrılmasında, döviz olarak sahip olunan pozisyonlar ilk önce uzun ve kısa olarak ikiye ayrılmaktadır. Uzun pozisyonlar, bilançonun aktifinde olan varlıklar ile uzun pozisyon vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden, kısa pozisyonlar ise bilançonun pasifinde yer alan kalemler ile kısa pozisyon vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerinden oluşmaktadır. Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin risk karşılıklarının hesaplanmasında, işlem, iki ayrı pozisyon olarak değerlendirilir. Örneğin; 1.30 fiyat seviyesinden AVRO/ABD Doları parite çiftinde uzun pozisyon alan bir aracı kurumun, bu pozisyonu 130 ABD Doları karşılığında 100 AVRO almış gibi değerlendirilmelidir. Diğer bir ifadeyle, aracı kurumun dövize ilişkin net açık pozisyonunun hesaplanmasında, 130 ABD Doları karşılığı kısa pozisyona, 100 AVRO karşılığı da uzun pozisyona sahip olduğu varsayılır. Net açık pozisyon aynı döviz cinsinden uzun ve kısa pozisyonların birbirinden mahsup edilmesi sonucu bulunan tutarı ifade etmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, aracı kurumun net açık pozisyonu aşağıdaki şekilde hesaplanır.

 

Döviz kuru riski net açık uzun ve net açık kısa pozisyonlardan yüksek olanının, sermaye yeterliliği tabanının %2 sini aşan kısmı üzerinden %8 olarak hesaplanacaktır. Örnekte net açık uzun pozisyon diğerinden daha yüksek olduğundan, risk için karşılık bu rakam üzerinden hesaplanacaktır. Sermaye yeterliliği tabanının %2 si 4 TL’dır. Bu durumda döviz kuru riski karşılığı 2.200 TL’dan 4 TL’nın çıkarılması sonucu bulunan 2.196 TL’nın %8’i olan 176 TL olarak hesaplanacaktır.


VIII. Sermaye Yeterliliği Tabanının Hesaplanması (Genel Bakış)
 

Sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı, risk karşılığı hesaplama tablosunda ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Ancak burada, ayrıntıya girmeden sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarının nasıl yapılacağı hakkında basit bir hesaplama verilmiştir.
 

Sermaye yeterliliği tabanının hesaplanabilmesi için öncelikle “özsermaye”nin hesaplanması gerekmektedir. Özsermaye, Kurul’un muhasebe standartları tebliğlerinin ekinde aracı kurumlar için öngörülen bilançoda yer alan “özsermaye” hesap grubundaki kalemleri kapsamaktadır. Ancak bu Tebliğ’de, Kurul’un muhasebe tebliğlerindekinden farklı değerleme ilkeleri öngörüldüğünden, hesaplanan özsermaye rakamı farklı olarak gerçekleşebilecektir.

Sermaye yeterliliği tabanının hesaplanması için gerekli birinci adım olan özsermayenin hesaplanmasına ilişkin bir örnek aşağıda verilmiştir. Kurul’un mevcut muhasebe tebliğlerindeki hükümlere göre değerlemeye tabi tutularak hazırlanmış bilançonun aşağıdaki şekilde olduğunu varsayalım.

Kurul’un muhasebe tebliğlerinde, borsada işlem gören hisse senetlerinin son 5 işgününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatların ortalaması üzerinden değerlenmesini öngörmektedir. Bu Tebliğ’de ise hisse senetlerinin değerleme gününde oluşan ağırlıklı ortalama fiyatlar dikkate alınarak değerlemeye tabi tutulması öngörülmüştür. Bu şekilde bulunan fiyatlar ile yapılan değerleme sonucunda, hisse senetlerinin 110 TL olduğunu varsayalım. Bu durumda kar kalemi 60 TL’ye çıkacak ve özsermaye (sermaye+kar+YDF+varsa diğer yedekler) 185 TL olacaktır.


Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında ikinci adım, bu şekilde bulunan özsermaye rakamından belirli kalemlerin indirilmesidir. Bu Tebliğ’de aracı kurumların sağlamaları gereken en önemli büyüklük sermaye yeterliliği tabanı rakamıdır. Özsermayeden indirilmesi gereken kalemlerin belirlenmesinde, ilgili kalemin likit olup olmadığı ve gerçekte ortakların koyduğu sermayeyi azaltıp azaltmadığı kriterleri dikkate alınmıştır.


Bu açıklamalar çerçevesinde yukarıdaki bilançoya göre, aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı (hisse senetlerinin 110 TL ile değerlendiği varsayımı ile) 110 TL (=185-75) olarak gerçekleşecektir. Bu Tebliğ’de binalar için herhangi bir değerleme hükmü getirilmemiştir. Çünkü binalar sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında (iki yıllık geçiş süreci hariç) tamamen indirilecektir. Böyle olunca binaların ne kadar olduğu sermaye yeterliliği tabanı hesaplamalarında hiç bir önem arzetmemektedir. Örnek vermek gerekirse, binaların 75 TL değil de 150 TL olarak değerlendiğini, aradaki farkın da kar rakamı ile ilişkilendirildiğini varsayalım. Bu durumda kar 60 TL yerine 135 TL ve  özsermaye de 260 TL olacak, ancak sermaye yeterliliği tabanı rakamı değişmeyecektir. Bu durumda da sermaye yeterliliği tabanı rakamı 110 TL {=260 TL (yeni özsermaye)-150 TL (binaların yeni değeri)} olarak gerçekleşecektir.


Aracı kurumlar, bu Tebliğ’de belirtilen asgari tutarda sermaye yeterliliği tabanı bulundurmak zorundadır. Bunun sağlanması, aktifte bulunan ve bu Tebliğ’de özsermayeden indirilmesi gereken binalar gibi varlıkların menkul kıymetler ile ikame edilmesi veya ilave sermaye getirilmesi suretiyle yapılabilir.
 

IX. Risk Karşılığı Hesaplama Tablosu (RKHT)

 

Yukarıda sermaye yeterliliği tabanının nasıl hesaplanacağı genel olarak açıklanmıştır. Burada bu hesaplamanın nasıl yapılacağı, Tebliğ’in 1 numaralı ekindeki risk karşılığı hesaplama tablosu dikkate alınarak açıklanacaktır.

 

A. Genel Açıklama
 

Bu Tebliğ’deki hesaplamalar aracı kurumların muhasebe kayıtlarında hiç bir değişikliği gerektirmemektedir. Aracı kurumlar muhasebe kayıtlarını diğer Tebliğlerde belirtilen şekilde tutarlar. Bu şekilde tutulan veriler, bu Tebliğ çerçevesinde yeniden sınıflandırılarak söz konusu Tablo’ya aktarılır.
 

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplamaları çerçevesinde risk karşılıklarının hesaplanması üç temel adımdan oluşmaktadır:
 

1. Mizanın hazırlanması,
2. Bu Tebliğ’de öngörülen değerleme hükümleri çerçevesinde mizanda yer alan kalemlerin değerlemeye tabi tutulması,
3. Bu değerlenmiş mizan esas alınarak risk karşılıklarının hesaplanması.

 

Bu hesaplamaların birinci adımı bilanço kalemleri için genel mizanın çıkarılmasıdır. Burada gelir tablosu hesapları dönem kar ve zararı ile ilişkilendirilir. Bu mizan, Kurul’un Seri:XI, No:7 sayılı “Aracı Kurum Hesap Planı ve Planın Kullanım Esasları Hakkında Tebliğ”inde belirtilen hesap adlarına göre hazırlanmış olmalıdır.


İkinci aşamada, bu mizanda yer alan verilerin Tebliğ’in 1 numaralı ekinde yer alan şekilde toplulaştırılması ve bunların Tablo’nun ilgili satırına yazılmasıdır. Kurul’un Seri:XI, No:7 sayılı “Aracı Kurum Hesap Planı ve Planın Kullanım Esasları Hakkında Tebliğ”inde tahviller vadelerine bakılmaksızın 114 numaralı hesapta izlenmektedir. Bu tabloda ise 110-119 numaralı hesaplarda izlenen menkul kıymetler, vadelerine veya borsada işlem görüp görmediğine göre yeniden sınıflandırmaya tabi tutulmak zorundadır. Bu sınıflandırmaya tabi tutulmuş hali ile ilgili rakamlar “mizan” sütununa geçirilir. Bu sütundaki rakamlar henüz  bu Tebliğ uyarınca değerlemeye tabi tutulmamış bilanço kalemlerini içermektedir.
 

Bu Tablodaki ilk 19 satır (repo ve ters repo satırı da mizan kalemi gibi işlem görür) mizandaki bilanço kalemlerini içermektedir. Dolayısıyla bu satırlardaki aktif ve pasif kalemlerin birbirine eşit olması gerekmektedir. Bu eşitlik dönem karının ayarlanması suretiyle elde edilir. 
 

Aracı kurumun karşı karşıya olduğu risk hem bilanço kalemlerinden, hem de bilanço dışında izlenen kalemlerden etkilenir. Örneğin aktifinde ABD doları bulunduran bir aracı kurum, vadeli işlemler borsalarında ABD doları üzerinden düzenlenmiş bir vadeli işlem sözleşmesi satmışsa (bu sözleşme bilanço dışında izlenmektedir), riski azalmıştır. Ancak aktifinde söz konusu döviz bulunmadığı halde, vadeli işlem sözleşmesi satmışsa, riski artmıştır. Bu nedenle, risk karşılığının hesaplanmasında, sadece bilançoya dahil edilen kalemler değil, bilanço dışında izlenen kalemlerin de dikkate alınması gerekmektedir.

 

B. Tablo’nun Yapısı
 

Tablo risk karşılığı hesaplamasının yapılmasını sağlamak ve risklerin hangi kalemlerden kaynaklandığının aracı kurum tarafından daha iyi gözlenebilmesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.


RKHT’da 9 sütun ve alt kalemler hariç 26 satır bulunmaktadır. İlk sütun ana hesap grupları itibari ile verilmiş numaralara ayrılmıştır. İkinci sütun “hesap ismi”ne ayrılmıştır. Bu sütunda genel olarak mizanda yer alan hesaplar, toplulaştırılmış halde yer almaktadır. Bu sütunda mizan dışında bazı hesap kalemlerine de yer verilmiştir.
 

Üçüncü ve dördüncü sütunlar, 2’nci sütunda yer alan kalemlerin düzenleme tarihi itibariyle bakiyelerini göstermektedir. İki sütun arasındaki tek fark kullanılan değerleme ilkeleridir. 3’üncü sütunda muhasebe tebliğlerindeki değerleme ilkeleri kullanılırken (çoğu kalemler için muhasebe tebliğlerindeki değerlemeye de gerek bulunmamaktadır) 4’üncü sütunda bu Tebliğ ile getirilen değerleme ilkelerinin kullanılması gerekmektedir.
 

Beşinci sütunda pozisyon riski için ayrılması gereken karşılık oranları belirlenmiştir. Bazı varlıklarda pozisyon riski için karşılık ayrılmadığından, her satır için bir pozisyon riski oranı belirlenmemiştir. Diğer bir deyişle pozisyon riski sadece bu sütunda karşısında oran belirtilen kalemler ile Tebliğ’de ayrıca belirtilen kalemler için ayrılacaktır.
 

Diğer sütunlar, ilgili kalemler için ayrılan risk karşılıklarını göstermektedir. Bu riskler için Tebliğ’de belirtilen oranlarda karşılık ayrılması gerekmektedir.
 

RKHT’sunun ilk 19 satırı bilanço kalemlerini göstermektedir. 20 ve 21 numaralı satırlar, bilanço kalemleri ile ilgili düzeltmeleri içermektedir. Bu nedenle bunlar da birer bilanço kalemi gibi değerlendirilmelidir. Diğer satırlar ise bilançoda yer almayan  
taahhüdler ve sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında kullanılacak bilgileri içermektedir.

 

C. Tablo’nun Hazırlanması
 

1. Tablo’yu Kimler Hazırlar?
 

Tüm aracı kurumlar bu Tabloyu aşağıda belirtilen dönemler itibariyle hazırlar ve belirtilen sürede Kurula gönderirler.
 

2. Tablo Ne Zaman Hazırlanır ve Gönderilir?
 

RKHT, Kurul’ca belirlenen hesaplama periyodunda hazırlanır ve öngörülen sürede Kurul’a gönderilir. Kurul gerektiğinde bu Tablo’nun elektronik ortamda gönderilmesini isteyebilir.
 

Ancak, sermaye yeterliliği tabanının bu Tebliğ’de belirtilen oranların altında kalması veya diğer yükümlülüklerin karşılanamaması durumunda tablolar, öngörülen süre beklenmeden derhal Kurul’a gönderilir.
 

3. Mizan Sütununda Ne Yer Almaktadır?
 

Mizan sütununda, esas itibariyle aracı kurumun muhasebe tebliğleri çerçevesinde hazırlanmış mizanının yer alması gerekmektedir. Ancak sermaye yeterliliği tabanının hesaplanmasında tamamı indirilen kalemlerin muhasebe tebliğleri uyarınca da değerlenmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak dileyen aracı kurumlar bu kalemleri de değerleyebilirler. Bu çerçevede, genel olarak duran değerlerin değerleme günü itibariyle yeniden değerlemeye tabi tutulmasına (Tebliğ’in geçici 1 inci maddesindeki geçiş süreci hariç) bu Tebliğ uygulaması açısından gerek bulunmamaktadır.
 

Gelir tablosu kalemlerine burada yer verilmemiştir. Bu nedenle bu kalemlerin dönem kar ve zararı ile ilişkilendirilerek kapatılması gerekmektedir. Bu işlem için muhasebede bir kayıt yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Bu işlem tablodaki  rakamların ayarlanması suretiyle yapılmalıdır.
 

20 nci ve sonraki satırlar ise (repo ve ters repo satırındaki özel durumlar hariç) mizan kalemleri değildir. Bu satırların karşısında yer alacak rakamların hesaplamaları ayrıca verilecektir.
 

4. Değerlenmiş Hali Sütununda Ne Yer Almaktadır?
 

Değerlenmiş hali sütununda mizanda yer alan kalemlerin bu Tebliğ’de belirtilen şekilde değerlenmiş halinin yer alması gerekmektedir. Bu Tebliğ’de mali Tablo’nun tüm kalemleri için değerleme hükmü getirilmemiştir. Genellikle bir borsada işlem gören sermaye piyasası araçları ile borçlanma araçlarına ilişkin değerleme hükümlerine yer verilmiştir. Hangi kalemlerin nasıl değerleneceği, Tebliğ’in 5 inci maddesinde belirtilmiştir.
 

Kendileri için değerleme hükmü yer almamış kalemler ise mizan sütununda yer alan tutarı ile bu sütuna kaydedilecektir. Böylece mizan sütununda karşısında bir rakam yer alan tüm kalemlerin değerlenmiş hali sütununda da bir tutar ile temsil edilmesi gerekmektedir.
 

Tablo’daki aktif ve pasif kalemlerin birbirine eşit olması gerekmektedir. Bu eşitlik dönem karının ayarlanması suretiyle sağlanmalıdır. Yine burada da gelir tablosu kalemlerine yer verilmez.
 

5. Risk Karşılığı Nasıl Hesaplanır?
 

Risk karşılığı, bileşenlerine ayrılarak 4 ayrı sütunda verilmiştir. Risk karşılığı, bu 4 sütunda yer alan tutarların toplamından oluşmaktadır.
 

Pozisyon riski için ayrılacak karşılığın oranı 5’inci sütunda verilmiştir. Herhangi bir net pozisyon hesaplaması yapılmadığında, pozisyon riski değerlenmiş hali sütunundaki tutarla, bu kalem için öngörülen oranın çarpılması suretiyle bulunur. Bulunan bu tutar ilgili satırın karşısında yer alan pozisyon riski sütununa geçirilir. Karşısında oran yer alan kalemlerin yanında Tebliğ’de belirtilen kalemler için de pozisyon riski hesaplanır.
 

Tebliğ’in 14 üncü maddesi ile net pozisyon hesaplanmasına imkan verilmiştir. Bu madde çerçevesinde kalemlerin belirli bir tutarı veya tamamı için pozisyon riski hesaplanmayabilir. Bu şekilde net pozisyon hesaplanması durumunda, karşısında bir  
oran yer alsa bile her mizan kalemi için pozisyon riski hesaplanmayabilecektir. Uzun ve kısa pozisyonların birbirlerini tamamen karşılamamaları durumunda, karşılanmayan kısım üzerinden pozisyon riski hesaplanacaktır. Bu şekilde hesaplanan tutar ise aşan kalemin ait olduğu satıra yazılmalıdır. 

 

Tüm pozisyonlar için hesaplanan risk karşılığı pozitif bir rakam olarak değerlendirilmelidir. Böylece hem pasif hem de aktif  taraf için hesaplanan risk karşılığı pozitif bir rakam olmak zorundadır.
 

Döviz kuru riski çok değişik kalemlerin toplu olarak hesaplanması suretiyle bulunduğundan, tek bir mizan kalemine atfedilmesi mümkün olmamaktadır. Bu nedenle hesaplanan döviz kuru riskinin ana hesaplara, hesapların içinde bulunan dövizli varlıkların ağırlıklarına göre dağıtılması gerekmektedir. Aynı döviz cinsinden tüm uzun ve kısa pozisyonların toplamından büyük olanı dikkate alınmalı ve bunun sermaye yeterliliği tabanı içindeki oranı bulunarak, gerekli kısım ilgili sütuna yazılmalıdır.
 

Karşı taraf riski ve yoğunlaşma riski Tebliğ’de belirtilen şekilde hesaplanarak ilgili oldukları yerlere yazılmalıdır.
 

6.   20 ve Devam Eden Satırlar Nasıl İşleme Tabi Tutulmalıdır?
 

RKHT’nun 20 ve devam eden satırlarında yer alacak bilgilere ilişkin açıklamalar aşağıda verilmiştir.
 

a) Repo ve Ters Repo İşlemleri
 

Kurul’un muhasebe tebliğleri çerçevesinde, repo ve ters repo işlemleri bilanço hesaplarında menkul kıymetlerin alış ve satışı olarak muhasebeleştirilmektedir. Bu şekilde muhasebeleştirilen repo ve ters repo işlemleri Tebliğ’de belirtilen şekilde, sözleşme fiyatları ile ilgili menkul kıymetin cari değeri arasındaki fark dikkate alınarak  değerlemeye tabi tutulmalıdır. Bunun yanında, repo ve ters repo için Tebliğ’de belirtilen şekilde risk karşılığı hesaplanmalıdır.
 

20 numaralı ters repo satırının değerlenmiş hali sütununa Tebliğ’in 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde hesaplanan değerleme farkları yazılır. Ters repo işlemi nedeniyle aktifte bulundurulan varlıklar için pozisyon riski hesaplanmaz. Ters repo nedeniyle oluşan diğer riskler için karşılık bu satırda ayrılır; menkul kıymetlerde izlenen tutarlar için herhangi bir işlem yapılmaz. Karşı taraf riski Tebliğ’in 20 inci maddesinde belirtilen şekilde, sözleşme fiyatının, menkul kıymetlerin cari değerinden fazla olan kısmı dikkate alınarak hesaplanır ve bu satıra yazılır.
 

21 numaralı repo satırının değerlenmiş hali sütununa Tebliğ’in 6 ncı maddesindeki esaslar çerçevesinde hesaplanan değerleme farkları yazılır. Repo taahhüdü ile satılan menkul kıymetler için aktifte bulundurulan menkul kıymetler ile aynı şekilde risk karşılığı ayrılır. Ayrılan pozisyon ve karşı taraf risk karşılığı 21 numaralı repo satırında ilgili sütunlarda yer alır.
20 ve 21 numaralı satırlarda yer alan “değerlenmiş hali” sütunundaki rakamlar bir aktif kalem olarak değerlendirilmeli ve bulunan rakamlar, özsermayeyi azaltıp artırmalarına göre pozitif veya negatif olarak yazılmalıdır.

 

b) Ödünç Menkul Kıymet İşlemleri
 

Menkul kıymet ödünç alıp verme işlemlerini bir bilanço kalemi olarak izlemeyen aracı kurumlar, 22 ve 23 numaralı satırda yer alan ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler ile ilgili satırları ayrıca dolduracaktır. Bu satırlar bir bilanço kalemi değildir. Ödünç alınan ve verilen menkul kıymetlerin cari değeri “değerlenmiş hali” sütununa yazılacak, “mizan” sütunu boş bırakılacaktır. Bunlar ile ilgili riskler diğer sütunlara yazılacaktır. Aracı kurumun aktifinde yer alan ödünç verilen menkul kıymetler, bu satırlarda ayrıca gösterilmeyecektir.
 

Net ödünç işlemleri satırına her bir menkul kıymet bazında ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler arasındaki farkların mutlak değeri yazılır. Böylece 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp 8 TL’lık kısmının ödünç verilmesi durumunda aradaki fark ile 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp 12 TL’lık A hisse senedinin ödünç verilmesi durumunda aradaki farkın toplamı bu satırdaki “değerlenmiş hali” sütununa yazılır. 10 TL’lık A hisse senedinin ödünç alınıp, 10 TL’lık B hisse senedinin ödünç verilmesi durumunda söz konusu sütuna 20 TL yazılacaktır.


Karşı taraf riski, her bir menkul kıymet bazında hesaplanıp ödünç alınan ve verilen menkul kıymetler satırına geçirilecektir. Pozisyon riski ise net pozisyon üzerinden hesaplanacaktır. Dolayısıyla, 22 ve 23 numaralı satırlardaki pozisyon riski sütunu boş bırakılacaktır.
 

c) Vadeli İşlemler İle İlgili Risk Karşılığı
 

Vadeli işlemler ile ilgili risk karşılıkları 25 numaralı satıra yazılacaktır. Bu satırdaki “mizan” ve “değerlenmiş hali” sütunları boş bırakılacak ve diğer sütunlara Tebliğ’de belirtilen şekilde hesaplanmış risk karşılıkları yazılacaktır.
 

d) Son Üç Aylık Faaliyet Gideri
 

Değerleme gününden önceki üç ayda gerçekleşen faaliyet giderinin tutarı, 27 numaralı satırda değerlenmiş hali sütununa yazılacaktır. Bu tutar, bulundurulması gereken asgari sermaye yeterliliği tabanının belirlenmesinde kullanılmaktadır.
 

e) Risk Karşılığı
 

Risk karşılığı satırına, ilgili sütunlarda yer alan risk karşılıklarının toplanması suretiyle bulunan tutarları yazılmaktadır. 

 

X. Sermaye Yeterliliği Tabanı Hesaplama Tablosu (SYTHT)
 

Sermaye yeterliliği tabanı hesaplama tablosu, aracı kurumların bu Tebliğ’de getirilen yükümlülükleri karşılayıp karşılamadığını tespit amacıyla hazırlanmaktadır. Bu Tabloda, alt satırlar hariç 10 satır bulunmaktadır.
 

1 numaralı satırda yer alan özsermaye kalemi, bu Tebliğ uyarınca yapılmış değerleme sonucu hazırlanmış mali tablolarda oluşan özsermayeyi ifade etmektedir. Buradaki rakam RKHT’ndaki 19 uncu satırdaki değerlenmiş hali sütunundan elde edilmelidir.
Özsermayeden Tebliğ’in 4 üncü maddesindeki esaslar uyarınca indirilecek kalemler 2 numaralı satırda yer almaktadır. Bu kalemlerin de RKHT’ndaki değerlenmiş hali sütunundan elde edilmesi gerekmektedir. 

 

Özsermayeden SYTHT’nun 2 inci satırındaki tutarın indirilmesi suretiyle sermaye yeterliliği tabanı elde edilmektedir. Bu şekilde bulunan tutar Tablo’nun 3 üncü satırına yazılmaktadır.
 

4 üncü satıra, RKHT’nda yer alan risk karşılığı rakamları, 5 inci satıra yine söz konusu tabloda yer alan şekliyle son üç aylık faaliyet giderleri rakamı yazılır.
 

Toplam borçlar, bu Tebliğ’de açıklanan şekilde hesaplanmış şekliyle 6 ncı satıra yazılır. 
 

Gerekli asgari özsermaye, Tebliğ’in 7 nci maddesinde belirtilen şekliyle hesaplanır ve Tablo’nun 7 nci satırına yazılır. Asgari özsermaye, bulunulacak faaliyet türüne göre farklı olarak belirlenmekte, belirlenen tutarın reel olarak aynı kalması için her yıl artırılmaktadır.
 

Tablo’nun 8 inci satırına, aracı kurumun değerleme günü itibariyle sermaye yeterliliği tabanı fazlası veya açığı yazılır. Sermaye yeterliliği tabanı fazlası veya açığı, 3 numaralı satırda yer alan rakamdan, 4, 5 ve 7 numaralı satırlarda yer alan en yüksek rakamın çıkarılması suretiyle bulunur. Bu hesaplama sonucunda çıkan rakam pozitif ise aracı kurumun sermaye yeterliliği tabanı fazlası, negatif ise sermaye yeterliliği tabanı açığı bulunmaktadır.
 

Aracı kurumlar için getirilmiş başka bir yükümlülük olan asgari özsermaye yükümlülüğüne ilişkin hesaplamalar 9 numaralı satırda yapılmaktadır. Bu satıra, değerleme gününde mevcut özsermayeden (1 numaralı satır), gerekli olan asgari özsermayenin (7 numaralı satır) çıkarılması suretiyle bulunan tutar yazılır. Bu rakamın pozitif olması durumunda özsermaye fazlası, negatif olması durumunda özsermaye açığı bulunmaktadır.
 
Tablo’nun son satırına, toplam borçların sermaye yeterliliği tabanına oranı yazılır. Aracı kurumlar bu oranın, Tebliğ’in 9’uncu maddesinde belirtilen düzeyden fazla olmamasını sağlarlar.

 

Bu Tablo’nun hazırlanması ve Kurula gönderilmesi RKHT’nda belirtilen esaslara tabidir.

 

XI. Likidite Yükümlülüğü Hesaplama Tablosu (LYHT)
 

Likidite yükümlülüğü hesaplama tablosu, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçlar arasındaki oranın saptanması amacıyla bu Tebliğ’in 3 numaralı ekine uygun olarak düzenlenir.
 

Likidite yükümlülüğünün hesaplanmasında, hesaplamaya dahil olan varlıklar cari değeri ile dikkate alınır. RKHT’nda değerlenmiş hali sütununda yer alan dönen varlıklar ve borçlar bu tabloda belirtilen yerlere yazılır.
 

LYHT hazırlanırken dönen varlıkların bir kısmının indirilmesi gerekmektedir. İndirilecek bu varlıklar Tebliğ’in 10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bu varlıklar, müşterilerden teminatsız olan alacaklar, bir borsada işlem görmeyen sermaye piyasası araçları gibi likit olmayan kalemleri içermektedir. Değerlenmiş hali sütununda yer alan tutarlardan bu kalemlerin indirilmesi suretiyle bulunan tutar “net tutar” sütununa yazılır.
 

Bu Tebliğ’de getirilen oranların sağlanmasında, yukarıda belirtilen şekilde hesaplanan “net tutar” sütunundaki rakamlar dikkate alınır.
 

Bu Tablo’nun hazırlanması ve Kurula gönderilmesi RKHT’nda belirtilen esaslara tabidir.
 

ARACI KURULUŞ VE PORTFÖY YÖNETİM ŞİRKETLERİNİN SERMAYE PİYASASI FAALİYETLERİ AYLIK BİLDİRİM TABLOSUNUN DÜZENLENMESİNE İLİŞKİN ESASLAR

(Değişik: Seri: V, No: 72 sayılı Tebliğ ile)

1)    “Aracı Kuruluş ve Portföy Yönetim Şirketlerinin Sermaye Piyasası Faaliyetleri Aylık Bildirim Tablosu” aracı kurum, banka ve portföy yönetim şirketleri tarafından yetkili oldukları faaliyetler ile ilgili olarak aylık dönemler itibarı ile düzenlenecektir. Tablonun (2), (3), (4) ve (5) numaralı bölümleri sadece aracı kurumlar tarafından doldurulacaktır.

2)    Tabloda yer alan “Alım Satım Aracılığı Faaliyetine İlişkin Bilgiler” bölümü, aracı kurum ve bankalar tarafından yetkili oldukları faaliyetlere ilişkin olarak; ilgili döneme ait dönem içi toplam alış ve satış tutarlarına, Borsa içi/dışı ve müşteri namına/şirket portföyüne ilişkin ayrımlara uygun olarak, netleştirme yapılmaksızın, TL ve yabancı para cinsinden olmak üzere ayrı ayrı yer verilecektir. Müşterilere ilişkin bilgiler yurt içi ve yurt dışı yerleşik; bireysel ve kurumsal müşteri alt ayrımlarına uygun olarak doldurulacaktır.
 

Tabloda yer alan “Diğer” satırı ile ilgili olarak, dönem içerisinde alım-satımı yapılan menkul kıymetin niteliğine göre Tabloya ekleme yapılabilir.

 

3)    Tablonun (2) numaralı bölümünde yer alan özsermaye rakamı, ilgili mevzuat uyarınca hesaplanan tablo döneminden önceki üç aylık özsermayenin ortalaması ve ortalamaya dahil son aya ait özsermaye rakamlarının bulunarak ilgili satıra yazılmasını müteakip, söz konusu rakamlardan küçük olanının özsermaye satırına yazılması ile bulunacaktır.

 

4)    Tablonun (3) numaralı bölümünde yer alan sermaye piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ve ödünç alma ve verme işlemlerine ilişkin limitler, Tablonun düzenlendiği ay dikkate alınarak bulunacak özsermaye rakamına göre -Seri:V, No:34 sayılı Tebliğ’in sermayenin güçlendirilmesine ilişkin özel hükümlerinden yararlanılması halinde söz konusu teşvik oranı dikkate alınarak- doldurulacaktır .

 

5)    Tablonun (4) numaralı bölümünde yer sermaye piyasası araçlarının kredili alım, açığa satış ve ödünç alma ve verme işlemleri nedeni ile aracı kurumun toplam yükümlülüğü, tablo düzenleme tarihi itibarı ile hesaplanacaktır. Ayrıca ay içerisinde Seri:V, No:65 sayılı Tebliğin 35 inci maddesi çerçevesinde ilgili tablo dönemi içerisinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na bildirilen müşterilerin toplam sayısı da ilgili satıra yazılacaktır.

 

6)    Tablonun (5) numaralı bölümde yer alan bankalardan kullandırılan krediler karşılığında teminat olarak verilen menkul kıymetlerin türleri itibarı ile cari piyasa değerinin hesaplanmasında, Tablo düzenleme tarihinde ilgili teminatların rayiç değerleri dikkate alınacaktır.

 

7)    Tablonun (6) numaralı bölümünde yer alan dönem içinde halka arzına aracılık edilen sermaye piyasası aracının tutarının belirlenmesinde, aracı kurumun tablo tarihine kadar sonuçlanmamış gerek bakiyeyi yüklenim gerekse tümünü yüklenim niteliğindeki aracılık yüklenimlerinin ilgili menkul kıymet türünde toplam tutarı dikkate alınır. Her aracılık yüklenimi için yüklenime konu olan sermaye piyasası aracının tamamı 
satılıncaya kadar daha önce satışı gerçekleştirilmiş olan kısım toplam yüklenim tutarından indirilmez. 

 

8)    Tablonun (7) numaralı “Repo-Ters Repo İşlemleri” bölümü, aracı kurum ve bankalar tarafından, Borsa içi/dışı ve müşteri namına/şirket portföyüne ilişkin ayrımlara uygun olarak ve netleştirme yapılmaksızın tablo düzenleme tarihi itibarı ile doldurulacaktır. Müşterilere ilişkin bilgiler yurt içi ve yurt dışı yerleşik; bireysel ve kurumsal müşteri alt ayrımlarına uygun olarak doldurulacaktır.

 

9)    Tablonun (10) numaralı bölümünde yer alan temerrüt bilgileri, hisse senedi ve Devlet İç Borçlanma Senedi ayrımına uygun olarak yazılacaktır.
 

PRM Finans | SPK | GYO | GYF | PYŞ | İstanbul